Arabistan’da El-Ula ile El-Akra’ arasında, Medine münafıklarının reislerinden, hakkında âyet-i kerime nâzil olan (Tevbe Suresi, 49) Ced bin Kays’ın torununun oğlu Bişr bin Berâ’ bin Muhammed bin Ced bin Kays bin Sahar’a âit, Allah’tan bağışlanma/mağfiret niyaz eden erken İslâmi dönem kaya yazıtı ve tercümesi
Arabistan’da El-Ula ile
El-Akra’ arasında, Medine münafıklarının reislerinden, hakkında âyet-i kerime
nâzil olan (Tevbe Suresi, 49) Ced bin Kays’ın torununun oğlu Bişr bin Berâ’ bin
Muhammed bin Ced bin Kays bin Sahar’a âit, Allah’tan bağışlanma/mağfiret niyaz
eden erken İslâmi dönem kaya yazıtı ve tercümesi
Bu çok değerli
keşiflerinden ve paylaşımlarından dolayı, Arkeolog/Epigrafist/Tarihçi
فريق
الصحراء
@AlsahraTeam 'a teşekkürü
borç biliriz
شكراً جزيلاً للسيد فريق
الصحراء
@AlsahraTeam
لأجل اكتشافاته و تغريداته و
مشاركاته و قراءته القيّمة للنقوش الاسلامية المبكرة
اللهم اغفر
لبشر بن براء
بن محمد بن جد بن
قيس بن صخر
Allahım! Bişr bin Berâ’
bin Muhammed bin Kays bin Sahar’ı mağfiret eyle/bağışla
Bişr bin Berâ’a ait diğer
kaya yazıtı için bakınız:
https://mufity.blogspot.com/2021/06/medine-i-munevverenin-kuzeyinde-el-ula.html
Notlar:
Yazıtı yazanın büyük
dedesi Ced bin Kays, Cahiliye döneminde
Ensâr/Hazrec’in Beni Seleme kabilesinin reisiydi. Hz. Peygamber (S.A.V)
Medine-i Münevvere/Yesrib’e icretten sonra, müslüman olan her kabileye
içlerinden birisini yeniden kabile reisi tayin ederdi. Benî Seleme kabilesinden
bir heyet huzuruna geldiğinde de onlara reislerinin kim olduğunu sormuş;
onlardan, “Ced b. Kays’tır, ancak biraz cimricedir” cevabını alınca bu durumdan
memnun kalmayan Hz. Peygamber (S.A.V) , “Hangi hastalık vardır ki o,
cimrilikten daha elem verici olsun! Hayır, sizin reisiniz/seyyidiniz Ced b.
Kays değil Bişr b. Berâ’dır” diyerek onu kabilesine reis olarak tayin etmiştir.
(Hakim, 3/219)
Ced b. Kays birçok gazveye
katılmakla birlikte münafıkların reislerindendi. Hudeybiye'de bulunmuş, fakat
Bey'atürrıdvân’a, bir devenin altına gizlenerek iştirak etmemiştir. Tebük
Gazvesi'ne gitmek istememiş, Rum kadınlarını görünce dayanamayacağını ileri
sürerek Hz. Peygamber'den izin istemiştir. Babasının bu durumuna çok üzülen
oğlu Abdullah, onun ileri sürdüğü mâzeretlerin geçersiz olduğunu ve asıl
münafıklığı sebebiyle bu şekilde davrandığını kendisine söylemekten çekinmemiş,
ayrıca aleyhine Kur'an âyetlerinin nâzil olabileceğini ifade etmiştir.
Rasûlullah (S.A.V), bir
gün Tebuk Seferi için hazırlanırken, Ced b. Kays'a şöyle dedi:
"Ey Ced! Bu sene (Rum ile) kılıçla vuruşmak istemez misin?" O da şöyle dedi:
"Ya Rasulallah! Bu
gazaya iştirak etmemek için bana izin versen, beni fitneye düşürmesen olmaz mı?
Vallahi kavmim bilir ki, kadınlara benden daha düşkün bir adam yoktur. Ben Rum
kadınlarını gördüğümde sabredememekten korkarım."
Rasûlullah (S.A.V) de ondan
yüz çevirdi ve:
"Sana izin
verdim" dedi.
Ced b. Kays'ın oğlu
Abdullah ise babasının bu tavrından dolayı çok üzülüp ona sert çıkar:
" Senin bu fiilin
münafıklıktır. Senin hakkında Rasûlullah'a (S.A.V) âyet inecek ve o da onu
okuyacaktır" dedi.
Ced b. Kays da kızara
ayakkabısını kaldırıp Abdullah'ın yüzüne çarptı.
Bunun üzerine nâzil olan
Tevbe suresinin 49. Âyet-i kerimesi şu şekildedir
وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ ائْذَن
لِّي وَلَا تَفْتِنِّي ۚ أَلَا فِي الْفِتْنَةِ سَقَطُوا ۗ وَإِنَّ جَهَنَّمَ
لَمُحِيطَةٌ بِالْكَافِرِينَ (سورة التوبة : ٤٩)
Onlardan öylesi de vardır
ki: “Bana izin ver de beni fitneye düşürme!” der. Dikkat edin, (onlar zâten)
fitneye düşmüşlerdir! Muhakkak ki Cehennem, kâfirleri elbette çepeçevre
kuşatıcıdır. (Tevbe Suresi:49)
Hz. Osman (R.A) devrine kadar yaşayan, Ced b. Kays'ın sonradan tövbe edip samimi bir müslüman olduğuna dair rivayetler de vardır
وَقِيلَ: إِنَّهُ تَابَ، وَحَسُنَتْ تَوْبَتُهُ، وَتُوُفِّيَ فِي خِلافَةِ عُثْمَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ
(ابن
الأثير أسد الغابة)
Nitekim sonradan doğan
oğluna, kaya yazıtında da adı geçen, Muhammed adını koyması bu rivayeti
desteklemektedir.
Ced bin Kays’ın yerine
Beni Seleme’nin reisliğine Hz. Resul-i Ekrem (S.A.V) tarafından tayin edilen
Bişr bin Berâ ise, babası Berâ bin Ma’rûr ile birlikte II. Akabe Bey’atinde
bulunmuştur. Babası Hz. Peygamber’i (S.A.V) Medine/Yesrib’e davet edenler
arasındadır. Medineli müslümanları temsil etmek üzere orada seçilen on iki
nakib arasında yer aldı. Berâ Hz. Peygamber’in (S.A.V)’in Medine-i Münevvere’ye
hicretinden bir ay önce vefat etmiş
“Hz. Peygamber’in (S.A.V)
hicretinden bir ay önce vefat edeceğini hissedip naaşının Mekke’ye dönük olarak
defnedilmesini vasiyet etti. Bir diğer vasiyeti de mallarının üçe taksim
edilerek birinin Hz. Peygamber’e (S.A.V) verilmesi, birinin Allah yolunda
harcanması, birinin de çocuklarına bırakılması idi. Berâ Resûlullah’ın (S.A.V)
Medine’ye varmasından bir ay önce vefat etti. Hz. Peygamber (S.A.V) Medine’ye
hicret edip de Berâ’ın vefatını öğrenince kabrine gidip cenaze namazını kıldı
ve ona dua etti. Kendisine verilmesini vasiyet ettiği malları da Berâ’ın
vârislerine iade etti.” (TDV. Ansiklopedisi)
Bişr bin Berâ (r.a) ise,
Akabe biâtında babası ile bulunduğu gibi, Bedir, Uhud ve diğer gazvelere
katılmıştır. Hayber gazâsında da bulunmuş ashâbın büyüklerindedir.
Hz. Peygamber (S.A.V)
Hayber yahudilerinin teslim olmasından sonra, Hayber’de birkaç gün kalır. Bu
esnada Sellâm b. Mişkem’in zevcesi olan Zeyneb bint Hâris adındaki yahudi
kadını bir koyun keserek Hz. Peygamber’e (S.A.V) ziyafet vermek isteğini
bildirerek onu davet eder. Fakat asıl maksadı Resûl-i Ekrem’i (S.A.V)
zehirlemektir. Hz. Peygamber (S.A.V)
yanına Bişr b. Berâ’yı da alarak bu davete icabet eder. Ancak
Resulullah’a daha ilk lokmada yemeğe zehir karıştırıldığı bildirilir. Bunun
üzerine lokmasını yutmadan dışarı atar.
Bişr ise Hz. Peygamber’in (S.A.V) huzurunda saygısızlık olur düşüncesiyle
ağzına aldığı lokmayı zorla yutar. Bazı rivayetlere göre hemen orada vefat
eder; diğer bir rivayete göre de zehirin tesiriyle bir yıl sonra vefat
etmiştir.
Ayrıca Bakınız










Yorumlar
Yorum Gönder