Çanakkale-Gelibolu’da Halk arasında “Bayraklı Baba” denilen Çubuk/Ankara Savaşı sonrası Fetret devrinde Emir/Şehzâde Süleyman Çelebi'nin Sancak Beylerinden Karaca Beğ bin Abdillah’ın Şevval 813/Şubat 1411 Tarihli Arapça Mezar Şahidesi Kitâbesi ve Tercümesi. Kitâbe okuma ve tercüme: Müfid Yüksel
Çanakkale-Gelibolu’da Halk arasında “Bayraklı Baba” denilen Çubuk/Ankara Savaşı sonrası Fetret devrinde Emir/Şehzâde Süleyman Çelebi'nin Sancak Beylerinden Karaca Beğ bin Abdillah’ın Şevval 813/Şubat 1411 Tarihli Arapça Mezar Şahidesi Kitâbesi ve Tercümesi. Kitâbe okuma ve tercüme: Müfid Yüksel
Şahidelerdeki Kitâbe
الله
الباقي
هذه روضة الغازي
و الأمير الماضي
المجاهد
في الله قراجا بك بن
عبدالله و قد استشهد
في العشر الآخر من
شوّال من شهور
سنة ثلث عشرة و
ثمانماية
تغمّده الله و اسكنه
بجوحة جناته
Bâkî olan Allah’dır. Bu geçen
Emir, Gâzi Allah için
Cihad eden/Mücahid Karaca
Beğ bin Abdillah’ın ravzasıdır.
Sekiz yüz on üç senesi
aylarından Şevvâlin son on gününde şehid edilmiştir.
Allah onu (Rahmetine) bürüyüp
örtsün ve en geniş cennetlerinde sakin kılsın
Lahit Üzerindeki Kitâbe
يا وقفاً بقبري و
متفكّراً في أمري
بالأمس كنت مثلك و
غداً تصير مثلي
Ey kabrim üzerinde durup (içinde bulunduğum) durumumu/halimi
tefekkür eden kimse, dün ben senin gibiydim. Yarın ise sen benim gibi olacaksın
Karaca Beğ bin Abdillah
Yıldırım Beyazıt devrinde
Osmanlı ordusunda sancak beylerinden biri olduğu rivayet olunmaktadır . Ankara
Savaşı’nda, Timur’a mağlubiyetin akabinde, fetret devrinde Şehzade Emir
Süleyman’ın saflarında yer almıştır. Şahidesindeki kitabesine göre Karaca Beğ
bin Abdillah 813 Senesi Şevvalinin son on günü içerisinde (Şubat 1411) şehid edilmiştir.
Gelibolulu Mustafa Âlî’nin
Künhü’l-Ahbârına göre Karaca Beğ Şehzade Emir Süleyman Çelebi’nin adamlarından
olup birlikte Musa Çelebinin hışmından Edirne’den firar ederken tuttukları
Türkmen kılavuz tarafından İstanbul’a yakın Dğünlü karyesine yönlendirilir. Bu
köylüler Süleyman Çelebi ve diğerlerini haber verir. Köylüler onlara
saldırırlar. Aralarında müsademe olur. Müsademede Süleyman Çelebi’nin yanında
bulunan Karaca Beğ ve Mukbil Beğler katledilir. Gelibolulu’ya göre bu hadise
813 Senesi hududunda vukubulur. Mustafa Âlî’nin bu kaydı Karaca Beğ’in Mezar Şahidesindeki
tarih ile uyuşmaktadır.
“Ḳaraca Beg daḫı mubāşir-i
ḥarb u ḳıtāl olup evvel vehlede anun ḳatli taḥaḳḳuḳ buldı. Ba’dehu Ḳara Muḳbil
uzerine iḳbāl itdiler. Anı daḫı oldurdiler.”
“ Bu vāḳı‘a-i ‘uẓmā tārīḫ-i
hicret-i Ḥażret-i Muṣṭafā ‘aleyhi’s-selām ve’t-taḥiyyādan sene Selāse ‘āşer ve
Semān mi’e ḥudūdında oldı.”
“ Bu minvāl uzere 3« » emrine cell-i
himmetle imtisāl
[29b R4] ḳıldı. Ḫuṣūṣā ḥusn-i istimāletle Miḫāloġlı Meḥemmed Beg gibi
nāmdār u ser-āmed umerā-yı4 buzurgvār nice [41a EH] nīk u bed gormiş,
‘atebe-i ‘aliyye-i ‘Osmāniyye ’ye ṣadāḳatle yuz surmiş emīr-i kebīri yanına
geturtdi. Ḥattā Rūmili
beglerbegiligini kenduye tefvīż ḳıldı. Andan
mā‘adā “Ḳoyun Mūsāsı 5” dimekle nāmver-i bī-hemtā vu bī-pervā şecā‘at u
şehāmetle enguşt-numā şaḫṣı yanına alup hem-rikāb idindi. Ve
bir seḥer
‘ale’l-ġafle dāru’l-mulk-i Edrine ’yi ḳuşatdı.
Umerā-yı Suleymān Şāh 6 ve vuzerā-yı ṣadākat-guvāh7 atlanup serāy-ı
şāha vardılar. Ve ammā anda bulmayup
yine bir ḥammām icinde maḫmūr u
ḫarāb ve ḫˇāb-ı ġafletle
ser-mest u pur-tāb buldılar. Hezār iḳdāmla uyḫusından
uyardılar. “İşte Sulṭān Mūsā geldi, yitdi.
Cumle şehri ve bizi muḥāṣara
itdi.” diyu nudemādan birini gonderup ‘arż itdiler. Ammā şehryār-ı mezbūr
bu ḫaberleri taḳrīr iden şaḫṣa ḫaylī ġażab itdi. Ol ḥīnde ‘ırżını yıḳdurup
muḥkem let urılduḳdan ġayrı ḳatlini buyurdı. “Mūsā ne oġlandur ki boyle
cur’et ḳıla. Benum ustime gelup esbāb-ı ḥużūr u rāḥatumı taġıdup ḫasārete
cesāret ḳıla.” diyu nice sozler soyledi. 8« و» żamīmesinden
iġmāż-ı ‘ayn idup כ » guftesine musāra‘at ḳıldı.
390
El-ḳıṣṣa ḳaravulları birbirine buluşdılar. İki leşker mubāşir-i ḥarb u
ḳıtāl olup boluşdiler. “Daḫı bu ġāfil midur ki?” diyu Ḥācī Evrenos Beg ’e
iḳdām eylediler. “Hele sizun kelāmınuzı ıṣġā ider.” diyu vezīrler anı gonderdiler.
Mezbūr ki ser-vaḳt-ı şehryārīye girdi, “Ḥammām ḫalvetinde ‘ayş
u nūş vaḳti1 deguldur. Ḳarındaşun ḥavālī-i şehre gelmişdur.” diyu ḫaber
virdi. Hemān donup “Ḥācī lālā, Allāhu Te‘ālā ’yı seversen oyle soz2 ile bana
bīm u hirās ilḳāsın itme. Mūsā gibi ṭabancamuz altında buyuyen oġlanı bir
maṣlaḥat gore ḳıyās itme.” diyu cevāb virdi. Derdmend Evrenos Beg hezār
şerm3 ile ṭaşra cıḳup vuzerāsına bu aḥvāli bildurdi.
Bi’l-āḫire ḳur‘a-i ittifāḳları Ḥasan Aġa nām emekdāra duşdi. Ya‘nī ki
vāḳi‘-i ḥāli i‘lāma ol derdmend
gonderildi. Hemān ki ḫalvet-i germ-ābeye
girdi, “Nūş-ı cāmla ‘uryan ṭuracaḳ zamān4 deguldur. Silāḥ-ı rezm ile meydāna
cıḳacaḳ vaḳt5 u evāndur.” diyu ḫaber virdi. Buna ḫod āteş-i tehevvur
şāh-ı kulḫen-i germ-ābe gibi dūdgāh olup mezbūr Ḥasan Aġa’yı ṭutdurdı.
Vech-i ḥusnine silleler
urdırup ṣaḳalını yoldurdı. “Yıḳıl şuradan! Daḫı ṭurur
mısun?6” diyu ‘ırżını yıḳup ṭaşra surdurdi.
Fe-ammā mezbūr ki bu ḥarāretle ḥammāmdan cıḳdı, umerāya ḫiṭāb
idup “Beẕl-i cān ḳaṣdın itdukce bize
bu ihānetdedur.7” diyu soyledi. Ve
“Ben Sulṭān Mūsā ḥużūrına gitdum. Min
ba‘d8 bu maḳūle ġāfile ḫidmetden
ibā itdum.” diyu vāḳi‘-i ḥālini beyān eyledi. Aġalar9 ki bu ḥāli gordiler,
neferātı olanlar daḫı nefret idup
ardına duşdiler. Ol maḳūle rukn-i ‘aẓīm
olan aġa ve taḥt-ı ḥukmindeki boluk
ḫalḳı nāmındaki dilīrān-ı veġā bir
uġurdan
cekildiler. Sulṭān Mūsā’nun rikābın opup ‘arż-ı teba‘iyyet ḳıldılar.
Ba‘de-mā niẓām-ı sipāh-ı bī-intihā gusiste tesbīḥ dāneleri gibi
intişār
ile huveydā oldı, umerā-yı kibārdan ve neferāt-ı sipāh ‘add olınan dilīrān-ı
duşmen-şikārdan gurūh gurūh vaż‘-ı mekrūh ile rū-gerdān oldılar. “Devlet
Künhü’l-Ahbâr 391
u salṭanat1 Sulṭān Mūsā ṭarafına2 yuz ṭutdı.3” diyu ‘izz-i
ḥużūrına varup
i‘tilā-yı şān buldılar. Ancaḳ ḥammām ḳapusında umerādan Ḳaraca Beg
ve Ḳara Muḳbil ve Oruc Beg
ḳaldı. Yuz aḳlıġıyla ḫidmet idenler
gidup
ismlerindeki ḳaralıḳ yuz ḳaralıġına bā‘iẟ olmasını ‘uḳalā nice vech ile
iẕ‘ān
ḳıldılar.
Suleymān Şāh ki bu aḥvāli bildi,
elindeki cām-ı şarābı ruḫām ustine
calup, bir
kerre derd ile āh ḳıldı. Ve bu mażmūnı ḥasb-ı ḥāline guvāh ḳıldı.
Li-munşi’ihi
Dirīġā nefs elinden [30a R4] neng u nāmı pāy-māl itdum
Şarāb-ı āle benzetdum
icup ḳanum vebāl itdum
Nice zārīlıġı itdum bāġ u rāġ-ı mulk-i
devletde
Ben ol zunbūra dondum kim
ne mum itdum ne bal itdum4
Ḥarām iken meye ḥurmetler idup
yuz ṣuyın dokdum
‘Adūya goz gore [41b EH] teslīm olup ḳanum [39a F] ḥelāl itdum
Girup ḥammāma ḫalvet pūtesinde cān-guẕār itdum
Zerum ḳāl olmadı nā-puḫte ḳaldum nice ḳāl itdum
Muḥaṣṣal-ı kelām kibār u ṣıġār-ı enām ve umerā-yı ṣāḥib-elviye5 vu
a‘lām fırḳasından niceler ki
varup bī‘at itdiler, birāder-i ‘ayyāşı el-ān6 ḫalvet-
i germ-ābede ḫalvet itdugini
bildurdiler. Bilā-te’ḫīr Sulṭān Mūsā -yı
dilīr bi’ẕ-ẕāt ol ḥammāma ṭoġrıldı. Suleymān Şāh henuz atlanup
serāyına
gitdugin ḫaber aldı. Ardına duşup serāy ḳapusına vardı.
Fe-lā-cerem ḳapular ḳapandı. Bendegān-ı ḫavāṣ cān ḳorḳusı ile cenge
āġāz ḳıldı. Ne ḥāl ise ol gun ṭayandılar. Aḫşam olınca el virmeyup
anlar
icerunden, Sulṭān Mūsā ‘askeri ṭaşradan ḥarb u ḍarb7 lāzımesine ihtimām
uzere oldılar. Vaḳtā ki gice8 irişdi, goz gozi
gormez oldı, Suleymān Şāh ve
392 TENKİTLİ METİN - 4. Rükün
ḫuddām-ı bārgāh firār itmege furce
buldı. Kendusi ve Ḳaraca Beg ve Ḳara
Muḳbil Beg beş altı atlu ile bir
nuhufte ḳapudan cıḳdılar. İstanbul
niyyetine
‘azm-ı şāh-rāh ḳıldılar. Ve kenār-ı şehre cıḳduḳları gibi bir Turkmān
bulup ḳulaġuz ṭutdılar.1 Turkmān-ı bed-gumān ki bunları bildi, firār iden
Suleymān Şāh idugini idrāk ḳıldı.2 Bu kerre şāh-rāha delālet itmeyup “Yol
budur.” diyu ḫilāf semte cekdi.
Cibilletinde merkūz olan ḫiyānet muḳteżāsınca
bunları yoldan cıḳarup her ṭarīḳ ile yolsuzlıḳ itdi.
Tā ki ‘ale’ṣ-ṣabāḥ Dugunciler nām ḳarye3 muḳābilinde bulındı. Ve
ammā Turkmān -ı bed-liḳā bunları ḫilāf semte delālet itdugi ḫidmetine
ḳanā‘at itmeyup, bir bahāne ile ḳarye-i mezbūreye varup ehālīsine4 vāḳi‘-i
ḥāli bildurdi. Bu kerre zumre-i Etrāk Suleymān Şāh ’un aḫẕı ḫidmetine
cālāk oldılar. İttifāḳ-ı vifāḳla ustine ṭoġrıldılar.5 Ḳaraca Beg daḫı mubāşir-i
ḥarb u ḳıtāl olup6 evvel vehlede anun ḳatli taḥaḳḳuḳ buldı. Ba‘dehu Ḳara
Muḳbil uzerine7 iḳbāl itdiler. Anı daḫı oldurdiler.
Ve bi’l-cumle yanlarında olan ḫuddām ḳarīn-i ḳatl u inzihām olduḳdan
ṣonra Suleymān Şāh ’un semendini oḳla urdılar. Ol vech
ile kenduyi ele
geturup bende
cekdiler. Kimi ḳatline iḳdām itdiler ve
kimisi ḥabsini evlā
gordiler.
Bunlar bu ḥālde iken bi’ẕ-ẕāt Sulṭān Mūsā ve kendu ile
bile ılġar
eyleyen birḳac yuz cābuk-suvār-ı sepuk-pā cıḳageldiler.
Suleymān Şāh’ı
Etrāk elinde
dest-beste ve ḥazīn u dil-şikeste buldılar. Hemāngeh birāderine
teslīm olındı. Ḳoyun Mūsāsı ’nun8 ḥıfẓında9 olmaḳ buyuruldı.
Fe-lā-cerem Mūsā -yı mezbūr ol ‘ayyāş-ı ġaflet-şu‘ūrı aldı ve10 gitdi. Bir
ḫālī yirde sā‘atiyle şehādet sa‘ādetine vāṣıl itdi.
(
Künhü’l-Ahbâr 393
Bu vāḳı‘a-i ‘uẓmā tārīḫ-i hicret-i1 Ḥażret-i Muṣṭafā ‘aleyhi’s-selām
ve’t-taḥiyyādan sene Selāse ‘āşer2 ve Semān mi’e ḥudūdında oldı. Muddet-i
salṭanat-ı merḥūm sekiz yıl ve on ay ve
on yedi gun idugi ta‘ayyun buldı.
Ba‘dehu3 meyyitini Burūsa ’ya gonderup anda defn itdurildi.
Ba‘żı muverriḫīn4 “Ol ḳarye ḫalḳı mūmā ileyh şehryārı oldurdiler.”






Yorumlar
Yorum Gönder