Medine-i Münevvere Bâdiyesinde Hadis Râvilerinden Ruzeyk bin Nuceyh Es-Sulemî رزيق بن نجيح السُّلمي ye ait hadis rivâyetlerinde yer alan Duâ Cümlelerini hâvi erken İslâmi Dönem Kaya Yazıtı ve Tercümesi
Medine-i Münevvere
Bâdiyesinde Hadis Râvilerinden Ruzeyk bin Nuceyh Es-Sulemî رزيق بن نجيح السُّلمي ye ait hadis rivâyetlerinde yer alan Duâ
Cümlelerini hâvi erken İslâmi Dönem Kaya Yazıtı ve Tercümesi
Bu çok çok değerli
keşiflerinden ve paylaşımlarından dolayı dostumuz, Üstad Ebu
Abdillah Muhammed El-Muğazzevî
نوادر الآثار والنقوش
@mohammed93athar 'a
teşekkürü borç biliriz
شكراً جزيلاً للسيد الاستاذ الفاضل ابي عبدالله محمّد
المغذّوي
@mohammed93athar
لأجل اكتشافاته و تغريداته و مشاركاته و قراءته القيّمة
الصحيحة للنقوش الاسلامية المبكّرة
https://x.com/mohammed93athar/status/1035097372664180737?s=20
https://x.com/mohammed93athar/status/1093677512276828161?s=20
https://x.com/mohammed93athar/status/1434590671097171969?s=20
https://x.com/mohammed93athar/status/1442210782188646403?s=20
https://x.com/mohammed93athar/status/1469057201989984257?s=20
https://x.com/mohammed93athar/status/1448718560537219077?s=20
https://x.com/mohammed93athar/status/1490008901651251222?s=20
https://x.com/mohammed93athar/status/1516209331234086927?s=20
اللهـــــمـ فان
رزيق بن
نجـــيح يسلكـــ
الا تدع
له ذنبـــا الا
غــــفرته و
لا هــما الا
فـرجته ولا حاجة
من الدنيـا
والآخـرة الا قضيتــ له
بصالحـــها
اللهـــــمـ
فان رزيق بن نجـــيح يسلكـــ الا تدع له ذنبـــا الا غــــفرته و لا هــما الا
فـرجته ولا حاجة من الدنيـا والآخـرة الا قضيتــ له بصالحـــها
اللهم إنَّي
أسألك ألاّ تدع لي ذنباً إلاّ غفرته ولا هماً إلا فرجته
ولا حاجة من
الدنيا والآخرة إلاّ قضيت لي بصالحها
Allahım! Şüphesiz Ruzeyk bin Nuceyh senden mağfiret
kılmadığın bir günahını, sevinç
ve ferahlığa çevirmediğin hiçbir üzüntü/gam, Dünya
ve Ahiretten Salih amellerden karşılamadığın bir ihtiyaç bırakmamanı diliyorum
Ruzeyk bin Nuceyh’in
kayaya yazdığı bu duâ “Hâcet Duâsı” olarak çeşitli hadis rivâyetlerinde ve Duâ
Mecmuâlarında bazı ilavelerle ve farklılıklarla yer almaktadır. Ayrıca Ka’be
Tavafı akabinde okunan duâlardandır. Bazı rivayetlerde Cum’a gecesi Hâcet Duâsı
olarak, bazılarında da Fecir vaktinde okunan duâlar meyanında yer almıştır.
دعاء
ليلة الجمعة لقضاء الحاجة
ولقضاء
الحاجة ذلك ما أوصى به النبي صلى الله عليه وسلم، فقد روى الترمذي وابن ماجه عن
عبدالله بن أبي أوفى رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: من
كانت له حاجة إلى الله تعالى، أو إلى أحد من بني آدم فليتوضأ، وليحسن لوضوء، ثم
ليصل ركعتين ثم ليثن على الله عز وجل، وليصل على النبي صلى الله عليه وسلم ثم
ليقل: لا إله إلا الله الحليم الكريم، سبحان الله رب العرش العظيم، الحمد لله رب
العالمين، اللهم إني أسألك موجبات رحمتك، وعزائم مغفرتك، والغنيمة من كل بر،
والسلامة من كل إثم، والفوز بالجنة والنجاة من النار، لا تدع لي ذنبا إلا غفرته،
ولا هما إلا فرجته، ولا حاجة هي لك رضا إلا قضيتها ويسرتها برحمتك يا أرحم
الراحمين
Cum’a gecesi hâcetin karşılanması duâsı
Hâcetin karşılanması hususunda Hz. Peygamber (S.A.V)’in
tavsiye ettiğine dair Tirmizi ve İbn Maceh’in Abdullah bin Evfa (R.A)’dan
rivayet ettikleri:
«Herhangi bir
kimsenin Allah katında bir haceti/dileği veya Beni Adem’den bir kimsenin
yanında ihtiyacı olursa; güzelce abdest alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra,
Allah (Azze ve Celle)’ye Senada bulunsun. Sonra da Nebi’ye Salavât getirsin ve
ardından şöyle dua etsin:
'Halim ve
Kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce Arşın Rabbi olan Allah Teala'yı
tesbih ve tenzih ederim. Alemlerin Rabbı olan Allah'a hamdolsun.
Allah'ım!
Şüphesiz ben Senin rahmetine vesile olan sebepleri, mağfiretini kazandıracak
gayret ve hasletleri, bütün iyilikleri
elde etmeyi ve her kötülük ve günahtan selamette olmayı, Cennetine nâil olmayı,
(Cehennem) ateşinden kurtulmayı/necat bulmayı senden dilerim. Ey
Merhametlilerin en Merhametlisi.
Senden mağfiret
kılmadığın bir günahını, sevinç ve ferahlığa çevirmediğin hiçbir üzüntü/gam, ve rızana uygun her hacetimi yerine getirmeni, Rahmetinle
müyesser kılacağın karşılamadığın bir ihtiyaç bırakmamanı diliyorum
مع
الفجر
اللَّهُمَّ
لَا تَدَعْ لَنا ذَنْباً إِلَّا غَفَرْتَهُ، وَلا هما إلا فَرَجْتَهُ
وَلا
كَرْباً إلا نَفْسَتَهُ، وَلا مَيْتاً إلا رَحِمْتَهُ ولا مريضاً إلا شَفَيْتَهُ،
وَلَا دَيْنَا إِلا قَضَيْتَهُ ولا ضالاً إلا
هَدَيْتَهُ وَلَا مَظْلُوماً إلا أَيَّدْتَهُ وَلا ظَالِماً إلا خَذَلْتَهُ، وَلا
عَسِيراً إلا يسرته وَلا عَيْباً إِلا سَتَرَتَهُ، وَلَا حَاجَةً مِنْ حوائج
الدُّنْيا وَالآخِرَةِ هِيَ لَكَ رِضاً وَلَنا فيها صلاح إلا أَعْنَتَنا عَلَى
قَضَائِهَا وَيَسَّرْتَها لَنا، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ
Fecirle birlikte okunacak duâ
“Allahım! senden mağfiret kılmadığın bir günah, sevinç ve
ferahlığa çevirmediğin hiçbir üzüntü, gidermediğin bir kerb/gam, Rahmetine
kavuşturmadığın bir ölü, Şifâyâb kılmadığın bir hasta, tediye ettirmediğin bir
borç, hidayete/doğru yola sevk etmediğin bir dalâlet ehli, destek olmadığın bir
mazlum, zelil kılmadığın bir zâlim, kolaylaştırmadığın bir zorluk, setr
etmediğin bir ayıp/günah, Dünya ve Ahiret havâicinden/ihtiyaçlarından senin
hoşnut/Râzı olduğun, Rızan olan ve onlarda bizim için yararlı olan şeylerde
karşılanmasında Rahmetinle bize inâyet
ve bizi müyesser kıldığın hiçbir ihtiyaç bırakma. Ey Merhametlilerin en
merhametlisi.
Son devir Muhaddislerinden Nasıruddin El-Elbânî, Ashâb-ı
Kirâm’dan عبد الله بن أبي أوفى
Abdullah bin Ebî Evfa’den gelen Tirmizi
ve İbn Maceh’teki rivâyetin zayıf bir rivâyet olduğunu belirterek tad’îf
etmiştir
قد ذكر محدث
العصر شيخنا الألباني رحمه الله ضعف الحديث الذي ذكر فيه هذا الدعاء ضعفه في ضعيف
الترغيب، ونص الحديث عن عبد الله بن أبي
أوفى قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم
من كانت له إلي الله حاجة أو إلى أحد من بني آدم فليتوضأ وليحسن الوضوء
وليصل ركعتين ثم ليثن علي الله وليصل علي النبي صلى الله عليه وسلم ثم ليقل ( لا إله إلا الله الحليم الكريم سبحان
الله رب العرش العظيم .......لا تدع لي ذنبا إلا غفرته ولا هما إلا فرجته ولا حاجة
هي لك رضا إلا قضيتها يا أرحم الراحمين )
فاعلم أولا أن
الحديث ضعيف
Çağımız
Muhaddislerinden merhum Şeyh Elbânî bu duânın zikredildiği hadisin zayıflığını
belirtmiştir. ضعيف الترغيب و الترهيب adlı kitabında bu
rivayetin zayıf olduğunu kaydetmiş. Hadisin metni:
“Abdullah bin Ebi Evfa
El-Eslemi (R.A)'den; şöyle demiştir: Resulullah (S.A.V) (yanımıza çıkıp gelerek)
buyurdu ki:
«Herhangi bir kimsenin
Allah katında bir haceti/dileği veya Beni Adem’den bir kimsenin yanında
ihtiyacı olursa; güzelce abdest alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra, Allah
(Azze ve Celle)’ye Senada bulunsun. Sonra da Nebi’ye Salavât getirsin ve
ardından şöyle dua etsin:
'Halim ve Kerim
olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce Arşın Rabbi olan Allah Teala'yı tesbih
ve tenzih ederim. Alemlerin Rabbı olan Allah'a hamdolsun.
Senden mağfiret
kılmadığın bir günahını, sevinç ve ferahlığa çevirmediğin hiçbir
üzüntü/gam, ve rızana uygun her hacetimi
yerine getirmeni, Rahmetinle müyesser kılacağın karşılamadığın bir ihtiyaç
bırakmamanı diliyorum
Hadisin rivâyet
edildiği Abdullah bin Ebî Evfa (R.A) Ashâb-ı Kirâmdan olup Hudeybiye’de
Biâtu’r-Ridvân’da ve Hayber Gazâsı ve diğer gazâlarda bulunmuştur. bulunmuştur.
Babası Ebu Evfâ Alkame bin Hâlid de Ashâb-ı Kirâmdandır. Nesebini Hafız Zehebi Siyeru A’lâmi’n-Nubelâ’da şu şekilde zabt
edilmiştir
عبد
الله بن أبي أوفى واسم أبي أوفى: علقمة بن خالد بن الحارث بن أبي أسيد بن
رفاعة بن ثعلبة بن هوزان بن أسلم الأسلمي يكنى أبا معاوية. وقيل: أبو إبراهيم.
وقيل: أبو محمد
Abdullah bin Ebî Evfa
(Ebu Evfâ’nın adı Alkame) bin Hâlid bin El-Hâris bin Ebî Useyd bin Rifa’a bin
sa’lebe bin Hevâzin bin Eslem El-Eslemî, Künyesi Ebu Muaviye, Ebu İbrahim ve
Ebu Muhammed de denmiştir. Hz. Resul-i Zîşân (S.A.V)’in vefatına kadar
Medine’de kalmış, sonrasında Kûfe’ye yerleşmiştir. İbn Ebî Evfa Kûfe’de ikâmet
edip vefat eden son sahabidir. Gözleri görme yeteneğini kaybettikten sonra H.
86 veya 87 veya 88 Senesinde Kûfe’de vefat etmiştir. Vefatında yaşı 100’e
yaklaşmış.
Bir rivayette Huneyn
Gazâsında bulunduğunu, diğer bir rivayette de Hz. Resul-i Ekrem (S.A.V) ile
birlikte 6-7 Gazâda bulunduğunu rivayet etmiştir
روى أحمد بن
حنبل، عن يزيد بن هارون، عن إسماعيل بن أبي خالد قال: رأيت على ساعد عبد الله بن
أبي أوفى ضربة، فقلت: ما هذه? قال: ضربتها يوم حنين. فقلت: أشهدت معه حنيناً? قال:
نعم، وقبل ذلك. روى عنه عمرو بن مرة الجملي أنه قال:كان أصحاب الشجرة ألفاً
وأربعمائة، وكانت أسلم ثُمن المهاجرين يومئذ
أخبرنا إبراهيم
بن محمد الفقيه وغيره بإسنادهم إلى أبي عيسى الترمذي قال: حدثنا أحمد بن منيع،
حدثنا سفيان، عن أبي يعفور العبدي، عن عبد الله بن أبي أوفى. أنه سئل عن الجراد.
فقال: غزوت مع رسول الله ست غزوات نأكل الجراد. كذا رواه سفيان بن عيينة، ورواه
الثوري عن أبي يعفور قال: سبع غزوات
Ayrıca “Cennet Kılıçların Gölgesi Altındadır” Hadis-i Şerifini de rivâyet
etmiştir
وأخبرنا أبو عبد
الله بن محمد بن سرايا بن علي الفقيه البلدي، وغير واحد قالوا بإسنادهم إلى محمد
بن إسماعيل الجعفي قال: حدثنا عبد الله بن محمد، حدثنا معاوية بن عمرو، حدثنا أبو
إسحاق، عن موسى بن عقبة، عن سالم أبي النضر، مولى عمر بن عبيد الله، وكان كاتبه،
قال: كتب إليه عبد الله بن أبي أوفى أن رسول الله قال: «اعلم أن الجنة تحت ظلال
السيوف»
Kendisinden İsmail bin Ebî Hâlid, Eş-Şa’bî, İbrahim bin Muslim El-Hicrî, Abdulmelik
bin Umeyren, Ebu İshak Eş-Şeybânî, Süleyman bin Mihran El-A’meş, İbrahim bin
Abdirrahman Es-Seksekî, Talha bin Musraf, El-Hakem bin Uteybe, Seleme bin
Kuheyl, Atâ bin Es-Sâib, Ebu Ya’fûr Vakdân, Amr bin Murre ve diğer kimseler
rivâyette bulunmuştur.
Babasının zekatını Nezd-i Risâletpenâhî’ye getirdiğinde Resulullah (S.A.V) ‘ın
şu duasını da almıştır. “Allahım! Ebu Evfa ailesini Rahmet ve Bereketine
büründür.”
وقد
فاز عبد الله بالدعوة النبوية حيث أتى النبي - صلى الله عليه وسلم -
بزكاة والده ؛ فقال النبي - صلى الله عليه وسلم - : اللهم صل على آل أبي أوفى
Diğer bir rivayette ise, Babası Ebu Evfa Alkeme (R.A)’nin
kendi Sadaka veya Zekatını getirip Resulullah (S.A.V)’a teslim ettiği ve bu duâ’ya
mazhar olduğu nakledilmektedir.
Bu hâcet duâsının yer aldığı Abdullah bin Ebî
Evfa’dan gelen rivâyet İbn Maceh’in Süneninde, Salâtu’l-Hâcet باب ما جاء في
صلاة الحاجة bâbında yer almaktadır
١٣٨٤- حدثنا سويد بن سعيد حدثنا أبو عاصم
العباداني عن فائد بن عبد الرحمن عن عبد الله بن أبي أوفى
الأسلمي قال خرج علينا رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال من كانت
له حاجة إلى الله أو إلى أحد من خلقه فليتوضأ وليصل ركعتين ثم ليقل لا إله إلا الله الحليم
الكريم سبحان الله رب العرش العظيم الحمد لله رب العالمين اللهم إني أسألك موجبات
رحمتك وعزائم مغفرتك والغنيمة من كل بر والسلامة من كل إثم أسألك ألا تدع لي ذنبا
إلا غفرته ولا هما إلا فرجته ولا حاجة هي لك رضا إلا قضيتها لي ثم يسأل الله من
أمر الدنيا والآخرة ما شاء فإنه يقدر
1384- Abdullah bin Ebi
Evfa El-Eslemî (R.A)'den; Şöyle demiştir :
Resûlullah (S.A.V)
yanımıza çıkıp gelerek buyurdu ki:
«Herhangi bir kimsenin
Allah katında bir haceti veya Allah'ın mahlûkatından bir kimsenin
yanında ihtiyacı
olursa; abdest alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra şöyle duâ etsin: 'Halim ve
Kerim olan Allah'tan
başka ilâh yoktur. Yüce arşın Rabbî olan Allah Teâlâ'yı teşbih ve tenzih
ederim. Âlemlerin
Rabbı olan Allah'a hamdolsun.
Allah'ım! Şüphesiz ben
Senin rahmetine vesile olan sebepleri, mağfiretini gerektiren hasletleri,
her hayrın ganimetini
ve her günahtan selâmette olmayı senden dilerim.
(Allah'ım!) Her
günahımı bağışlamanı, her kederimi gidermeni ve rızâna uygun her hacetimi
yerine getirmeni
Senden isterim! Sonra dünya ve âhiretle ilgili dileğini Allah'tan iste. Çünkü
şüphesiz O dilek/hâcet
takdir edilir.»"
Not: Bu hadisi Tirmizi
de tahriç ederek garib olduğunu söylemiştir. Hadisin isnadı söz götürür.
Çünkü râvi Fâid bin
Abdirrahman, hadîste zayıftır. Fâid, Ebu'l-Varkâ'dır.
İbn Maceh Mütercimi,
Eski İzmir Müftüsü , Rahmetli Babamın Medrese arkadaşı Merhum Hazrolu Haydar
Hatipoğlu Hoca’nın İzah Notu:
“İzahı
Tirmizi bunu rivayet
etmiş, yalnız duanın sonundaki fıkrayı rivayet etmemiştir. Bir de hacet
namazı kıldıktan sonra
hadisteki duaya başlamadan önce kişinin Allah'a sena ve Peygamberine
salavât getirilmesi
ilâvesi vardır.
Halim : Suç işleyeni
cezalandırmakta acele etmeyen ve cezayı geciktiren elemektir.
Kerim : Kulun
istihkakı olmaksızın ve minnet etmeden ikram eden demektir.
«Rahmetine vesile olan
sebepler...»İbnü'1-Me1ik'in de diğine göre ilâhi rahmete vesile olan
fiiller, sözler ve
vasıflardır.
T ı y b i ise;
Hadisteki "Mucibât" kelimesi, "Mucibe"nin çoğuludur.
"Mucibe" Sahibini cennetlik
eden kelimedir,
demiştir.
Azâîm î
"Azîmef'in çoğuludur.Tıybî'nin dediğine göre azimetlerden maksat, ilâhi
mağfirete
kavuşmayı pekiştiren
amellerdir.
Birr ; Â1iyyü'1 - K â
r î tarafından tâat ve ibâdet olarak yorumlanmıştır.
Hadîs, günahlardan
masum olmayı dilemenin câizliğine delâlet eder. Bâzıları: Günahlardan
masum olmak
Peygamberlere ve melek lere mahsus olduğu için bunu istemek caiz değildir,
demişler ise bu söz
reddedilmiştir. Çünkü Peygamberler ve meleklerin günahsız olmaları
vâcibtir. Başkalarının
günahsız olması caizdir. Caiz olan bir şeyi istemek caizdir. Şu var ki
Peygamberlere karşı
saygısızlık yapmamak için günahlardan masum olmayı değil, günahlardan
korunmayı dilemek
uygundur.”
Nâsıruddin El-Elbânî, İbn Mâceh Tahkikinde bu rivâyetle ilgili ضعيف جدًّا Çok Zayıftır
notunu düşmüştür.
Ebu’l-Hasen Nureddin
Muhammed bin Abdilhâdî Es-Sindi İbn Maceh Haşiyesinde bu rivayetle ilgili
şunları söylemektedir.
قوله : ( فليتوضأ
) ظاهره أنه يجدد الوضوء إن كان على وضوء ويحتمل أن المراد إن لم يكن له وضوء ا هـ
قوله : ( ثم ليقل ) وزاد في رواية الترمذي ثم ليثن على الله وليصل على النبي ـ صلى
الله عليه وسلم ـ ثم ليقل إلخ قوله : ( موجبات رحمتك ) بكسر الجيم أي أفعالا وخصالا
أو كلمات تتسبب لرحمتك وتقتضيها بوعدك فإنه لا يجوز التخلف فيه وإلا فالحق سبحانه
لا يجب عليه شيء (وعزائم مغفرتك ) أي موجباتها جمع عزيمة قيل أي خصالا تتعزم
وتتأكد بها مغفرتك (من كل بر ) بكسر الباء أي من كل إثم قال العراقي فيه جواز سؤال
العصمة من كل الذنوب وقد أنكر جواز ذلك إذ العصمة إنما هي للأنبياء والملائكة قال
والجواب أنها في حق الأنبياء والملائكة واجبة وفي حق غيرهم جائزة وسؤال الجائز
جائز إلا أن الأدب سؤال الحفظ في حقنا لا العصمة وقد يكون هذا هو المراد هاهنا ا
هـ (إلا غفرته ) أي إلا ذنبا غفرته (هي لك رضا ) مرضية لك هذا الحديث قد أخرجه
الترمذي وقال هذا حديث غريب وفي إسناده مقال لأن فائد بن عبد الرحمن يضعف في
الحديث وفائد هو أبو الورقاء
“Tirmizi bu hadisin tahricinde “Bu garip bir hadistir. İsnadında Makâl مقال /Zayıflık
vardır. Çünkü (râvi) Fâid bin Abdirrahman Hadiste zayıftır. Ve Fâid
(Künyesi) أبو الورقاء Ebu’l-Varkâ’dır “
Sünen-i Tirmizi’de
Abdullah bin Ebî Evfa (R.A)’dan gelen rivayet şu şekilde yer almaktadır
باب ما جاءَ في
صَلاةِ الحاجَةِ
حَدَّثَنا عليُّ
بن عيسى بن يزيدَ البَغْداديُّ، قال: حَدَّثَنا عبد الله بن بكرٍ السَهْميُّ (ح)
وحَدَّثَنا عبد
الله بن مُنِير، عن عبد الله بن بكرٍ، عن فائِد بن عبد الرحمن
عن عبد
الله بن أبي أوْفَى، قال: قال رسول
الله ﷺ: "من كانَتْ لَهُ
إلى اللهِ حَاجةٌ، أو إلى أحَدٍ من بَني آدمَ، فليتوضَّأْ وليُحسن الوضوءَ، ثم
ليُصَلِّ رَكْعَتَيْن، ثم ليُثْنِ على الله، وليُصَلِّ على
النبيِّ ﷺ، ثم ليَقُلْ: لا إله إلَّا
الله الحَليمُ الكَريمُ، سُبحانَ اللهِ رَبِّ العَرْشِ العَظيمِ، الحَمْدُ لله
رَبِّ العَالَميْن، أسأَلُك موجِباتِ رحْمَتِك، وعَزَائمَ مَغْفرتِك، والغَنيْمةَ
من كلِّ بِرٍّ، والسلامة من كلِّ إثْمٍ، لا تَدَعْ لي ذنبًا إلَّا غفرتَه، ولا
هَمًّا إلَّا فَرَّجْتَه، ولا حاجةً هي لك رِضًا إلَّا قَضَيْتَها، يا أرْحمَ
الرَّاحِمينَ" (١).
هذا
حَديثٌ غريبٌ، وفي إسْنادِهِ مَقالٌ، فَائِدُ بن عبدِ الرَّحْمنِ يُضَعَّفُ في
الحَديثِ، وفَائدٌ هو أبو الوَرْقَاءِ.
Abdullah bin Ebi Evfa El-Eslemi
(R.A)'den; şöyle demiştir: Resulullah (S.A.V) (yanımıza çıkıp gelerek) buyurdu
ki:
«Herhangi bir kimsenin
Allah katında bir haceti/dileği veya Beni Adem’den bir kimsenin yanında
ihtiyacı olursa; güzelce abdest alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra, Allah
(Azze ve Celle)’ye Senada bulunsun. Sonra da Nebi’ye Salavât getirsin ve
ardından şöyle dua etsin:
'Halim ve Kerim
olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce Arşın Rabbi olan Allah Teala'yı tesbih
ve tenzih ederim. Alemlerin Rabbı olan Allah'a hamdolsun.
Allah'ım! Şüphesiz ben
Senin rahmetine vesile olan sebepleri, mağfiretini kazandıracak gayret ve hasletleri, bütün iyilikleri elde etmeyi ve
her kötülük ve günahtan selamette olmayı, Senden mağfiret kılmadığın bir
günahını, sevinç ve ferahlığa çevirmediğin hiçbir üzüntü/gam, ve rızana uygun her hacetimi yerine getirmeni, Rahmetinle
müyesser kılacağın karşılamadığın bir ihtiyaç bırakmamanı diliyorum. Ey
Merhametlilerin en Merhametlisi
“Tirmizi bu hadisin
tahricinde “Bu garip bir hadistir. İsnadı çok söz götürür /Zayıflık vardır.
Çünkü (râvi) Fâid bin Abdirrahman Hadiste zayıftır. Ve Fâid (Künyesi) أبو الورقاء
Ebu’l-Varkâ’dır “
Bu rivâyette yer alan
duâyı kaya yazıtında
اللهـــــمـ فان
رزيق بن نجـــيح يسلكـــ الا تدع له ذنبـــا الا غــــفرته و لا هــما الا فـرجته
ولا حاجة من الدنيـا والآخـرة الا قضيتــ له بصالحـــها
Allahım! Şüphesiz
Ruzeyk bin Nuceyh senden mağfiret kılmadığın bir günahını, sevinç ve ferahlığa
çevirmediğin hiçbir üzüntü/gam, Dünya ve Ahiretten Salih amellerden
karşılamadığın bir ihtiyaç bırakmamanı diliyorum
Olarak kaydeden Hadis
Râvisi Ruzeyk bin Nuceyh ise,
Buhari’nin Tarih-i
Kebirine göre Ruzeyk bin Nuceyh’ten Ebu Âmir Al-‘Akdî rivâyette bulunmuş.
١٠٨٧- رزيق بن نجيح، روى عنه أبو عامر العقدي
İbn Hibbân’ın
Es-Siqât adlı eserinde ise Ruzeyk bin Nuceyh ile ilgili şu kısa kayıt yer
almaktadır
رُزَيْق بن نجيح السّلمِيّ يروي
المقاطيع روى عَنهُ أَبُو عَامر العقدى
Ruzeyk bin Nuceyh: (Tâbiinden) Maktû’ rivayetlerde bulunmuştur. Kendisinden
ise Ebu Âmir El-Akdî rivâyette bulunmuştur.
İbn Ebî Hatim Er-Razî ise El-Cerh Ve’t-Ta’dîl الجرح و التعديل adlı eserinde
رزيق بن نجيح السلمي روى عن..... روى عنه أبو عامر
العقدي سمعت أبى يقول ذلك
Ruzeyk bin Nuceyh Es-Sulemî: …. Den rivâyette bulunmuş, kendisinden ise Ebu
Âmir El-Akdî rivâyette bulunmuştur. “Babamdan şöyle dediğini işittim”
Kaydı yer almıştır.
Ruzeyk bin Nuceyh Es-Sulemî’den rivayet naklettiği Buhari’nin Tarihi, İbn
Hibbân’ın Sikâtında ve İbn Ebî Hatim Er-Razi’nin El-Cerh Ve’t-Ta’dîlinde
kaydedilen Ebu Âmir El-Akdî أبو
عامر عبد الملك بن عمرو القيسي العقدي البصري Ebu Âmir Abdulmelik bin Amr El-Kaysî El-Akdî
El-Basrî Siqa ravilerdendir.
حدث عن زكريا بن
إسحاق، وأيمن بن نابل، وأفلح بن حميد، وقرة بن خالد، ومحمد بن أبي حميد، وعمر بن
أبي زائدة، وعكرمة بن عمار، ورباح بن أبي معروف، وأفلح بن سعيد، وشعبة، ومالك،
وإبراهيم بن طهمان، وحماد بن سلمة وطبقتهم. حدث عنه: أحمد بن حنبل، وإسحاق بن
راهويه، وأبو خيثمة، وإسحاق الكوسج، وأحمد بن الفرات، وعباس الدوري، ومحمد بن شداد
المسمعي، ومحمد بن يحيى الذهلي، وعبد بن حميد، ومحمد بن يونس الكديمي
Ebu Âmir El-Akdî Ruzeyk bin Cuneyh Es-Sulemî’nin yanısıra Zekeriya bin
İshak, Eymen bin Nâbil, Eflec bin Humeyd, Kurre bin Hâlid, Muhammed bin Ebî
Humeyd, Ömer bin Ebî Zâide, İkrime bin Ammâr, Rebâh bin Ebî Ma’rûf, Eflec bin
Said, , Şu’be, Malik, İbrahim bin Tahmân, Hammâd bin Seleme ve aynı tabakada
yer alan diğer ravilerden rivâyette bulunmuştur. Kendisinden ise İmam Ahmed bin
Hanbel, İshak bin Raheveyh, Ebu Hayseme, İshak El-Kûsec, Ahmed bin ElFurât,
Abbas Ed-Dûrî, Muhammed bin Şeddâd El-Musma’î, Muhammed bin Yahya Ez-Zuhelî,
Abd bin Humeyd, Muhammed bin Yunus El-Kudeymi rivayet nakletmişlerdir.
Hafız Zehebî’ye göre Basra’nın Hadis Hafızlarındandır. Ebu Hatîm Er-Razi’ye
göre صدوق Sadûk (Umumen Güvenilir) ravilerdendir
Buhari’nin Tarih-i Kebir’ine göre
عَبْد الملك بْن عَمْرو أَبُو عامر
العقدي الْبَصْرِيّ، سمع شُعْبَة وعلي بْن المبارك، مات سنة
خمس ومائتين
Abdülmelik bin
Amr Ebu Âmir El-‘Akdî El-Basr. Şu’be ve Ali bin El-Mübarek’ten Hadis dinledi.
205 Senesinde öldü
Halife bin El-Hayyât’ın Tabakâtına göre
عبد الملك بن عمرو. يكنى أبا عامر,
ينسب إلى العقدي. وهو مولى بلحارث بن عباد, من بني قيس بن ثعلبة بن بكر بن وائل.
مات سنة خمس ومائتين
Abdülmelik bin
Amr. Künyesi Ebu Âmir’dir. El-Akdî’ye nisbet edilir. Ve O, Beni Kays bin Sa’lebe
bin Bekr bin Vâil’den Bilharis bin Abbâd’ın âzadlısıdır. 205 Senesinde vefat
etmiştir.
İbn Ebi Hâtim
Er-Razî Kitabu’l-Cerh ve’t-Ta’dîl’de Abdülmelik Ebu Amir El-Akdî ile ilgili
şunları kaydeder
عبد الملك بن عمرو أبو عامر العقدي روى
عن هشام بن سعد وكثير بن عبد الله بن عمرو بن عوف روى عنه علي ابن المدينى وغيره
سمعت أبي يقول ذلك.
نا عبد الرحمن
نا سليمان بن داود القزاز قال سألت أحمد بن حنبل قلت اويد البصرة عمن اكتب؟ قال
اكتب عن ابي عامر العقدى ووهب بن جرير.
نا عبد الرحمن أنا يعقوب [بن اسحاق - ]
[الهروي - ] قيما كتب إلي قال نا عثمان [بن سعيد - ]
قال سألت يحيى بن معين عن عبد الملك بن
عمرو ابي عامر فقال: ثقة.
ثنا عبد الرحمن قال سألت أبي عن أبي
عامر العقدى فقال: صدوق.
Abdülmelik bin Amr Ebu
Âmir El-Akdî Hişâm, Bin Sa’d ve Kesîr bin Abdillah bin Amr bin Avf’dan riviyatte
bulunmuştur. Ondan ise, Ali İbn El-Medyenî ve diğer kimseler rivayet
nakletmişlerdir.
Abdurrahman bin
Süleyman bin Davud El-Kazzâz bize dedi: Ahmed bin Hanbel’e sordum: Ben de
Basra (Ekolünü) destekliyorum. Kimin hakkında/Kimin üzerinden yazayım? Ahmed
bin Hanbel “ Ebu Âmir El-Akdî ve Vehb bin Cerir hakkında yaz” dedi
Bize Abdurrahman’ın
nakline göre, Ben Yakub (Bin İshak El-Herevî) Kayma, Bana yazdı ki, Osman bin
Said dedi ki: Yahya bin Muîn’e Abdülmelik bin Amr bin Ebî Âmir hakkında sordum.
O da dedi ki: Siqa’dır/Güvenilir. Abdurrahman bize naklettiğine göre dedi:
Babamdan Abu Amir El-‘Akdi hakkında sordum. O da Sadûk/Umummen Güvenilir
olduğunu söyledi.
Abdulvelîd El-Bâcî
Et-Ta’dîl Ve’t-Tecrîh kitabında şunları yazar
عبد
الْملك بن عَمْرو أَبُو عَامر الْعَقدي الْبَصْرِيّ أخرج البُخَارِيّ فِي
الْإِيمَان وَالنِّكَاح وَغير مَوضِع عَن عبد الله المسندي وَإِسْحَاق بن
رَاهَوَيْه وَأبي قدامَة وَبُنْدَار وَأبي مُوسَى عَنهُ عَن شُعْبَة وَسليمَان بن
بِلَال وفليح وَإِسْرَائِيل وَغَيرهم قَالَ البُخَارِيّ حَدثنَا أَحْمد بن سعيد
مَاتَ أَبُو عَامر الْعَقدي سنة خمس وَمِائَتَيْنِ قَالَ أَبُو حَاتِم الرَّازِيّ
هُوَ صَدُوق وَقَالَ عُثْمَان بن سعيد سَأَلت بن معِين عَنهُ فَقَالَ ثِقَة
Abdülmelik bin Amr Ebu Âmir El-Akdî El-Basrî. Buhari onun
rivayetlerini İman, Nikah ve diğer bazı bâblarda Abdullah El-Müsnedi, İshak bin
Raheveyh, Bundar ve Ebu Musa yolu ile, ondan, ona da Şu’be ve Süleyman bin
Bilâl, Felîc, İsrail ve diğerleri yolu ile tahric etmiştir. Buhari dedi ki:
Ahmed bin Said’in bize naklettiğine göre Ebu Âmir El-Akdî iki yüz beş (205)
senesinde öldü. Ebu Hâtim Er-Râzî onun hakkında Sadûk demiştir. Osman bin Said
dedi ki: Yahya bin Muîn’den (Ebu Âmir El-Âkdi’yi sordum. Güvenilir /Siqa
olduğunu söyledi.
İbn Mencûveyh Ricâlu Sahîhi Muslim رجال صحيح مسلم
adlı eserinde Ebu Amir El-‘Akdî hakkında şunları nakleder
عبد
الملك بن عَمْرو بن قيس أَبُو عَامر الْعَقدي الْقَيْسِي الْبَصْرِيّ نسب إِلَى
الْعَقدي وَهُوَ مولى الْحَارِث بن عباد من بني قيس بن ثَعْلَبَة من بكر بن وَائِل
روى
عَن سُلَيْمَان بن بِلَال فِي الْإِيمَان وقرة بن خَالِد وَالثَّوْري فِي
الصَّلَاة وَدَاوُد بن قيس وعبد الله بن جَعْفَر المخرمي وَشعْبَة فِي مَوَاضِع
وفليح بن سُلَيْمَان فِي الصَّلَاة وَإِبْرَاهِيم بن نَافِع فِي الزَّكَاة
وَهِشَام الدستوَائي فِي الصَّوْم وَإِبْرَاهِيم بن طهْمَان فِي الصَّوْم ورباح بن
أبي مَعْرُوف فِي الْحَج وعبد العزيز بن أبي سَلمَة الْمَاجشون فِي الْحَج
والمغيرة بن عبد الرحمن فِي الْجِهَاد وَعِكْرِمَة بن عمار فِي الْجِهَاد وَعمر بن
أبي زَائِدَة فِي الدُّعَاء وأفلح بن سعيد فِي الدَّلَائِل وَصفَة النَّار
روى
عَنهُ عبد الله بن سعيد وَعبد بن حميد وَأَبُو أَيُّوب سُلَيْمَان بن عبد الله
الغيلاني وحجاج بن الشَّاعِر وَإِسْحَاق بن مَنْصُور وَزُهَيْر بن حَرْب
وَإِسْحَاق الْحَنْظَلِي وَعقبَة بن مكرم وَمُحَمّد بن الْمثنى وَأحمد بن خرَاش
وَمُحَمّد بن عَمْرو بن جبلة وَالْحسن بن عَليّ الْحلْوانِي وَأَبُو بكر بن نَافِع
وَأَبُو معن
Abdülmelik bin ‘Amr bin Kays Ebu ‘Amir El-‘Akdî El-Kaysî El-Basrî,
El-Akdi’ye nisbet edilmiştir. O, Beni Bekr bin Vâil’den Beni Kays bin Sa’lebe’den
El-Hâris bin Abbâd’ın âzadlısıdır.
Süleyman bin Bilâlden İman bâbında, Kurre bin Hâlid ve
Es-Sevrî’den Namaz bâbında, Davud bin Kays, Abdullah bin Ca’fer El-Mahremî ve
Şu’be’den çeşitli mevzularda, Felîc bin Süleyman’dan Namaz/Salât bâbında,
İbrahim bin Nâfi’den Zekât bâbında, Hişâm Ed-Destivâî den Oruç bahsinde, İbrahim
bin Tahmân’dan Oruç bahsinde, Rebâh bin Ebi Ma’ruf’tan Hacc konusunda,
Abdülazîz bin Ebî Seleme El-Mâceşun’dan Hacc konusunda, El-Muğire bin
Abdirrahman’dan, İkrime bin Abdirrahman’dan Cihad bahsinde, Ömer bin Ebî Zâide’den
Duâ bâbında, Eflec bin Said’ten Cehennemin Delilleri ve Sıfatları bahsinde
rivâyetler nakletmiştir.
Ondan ise, Abdullah bin Said, Abd bin Humeyd, Ebu Eyyub
Süleyman bin Abdillah El-Ğaylânî, Haccâc bin Eş-Şâir, İshak bin Mansur, Züheyr
bin Harb, İshak El-Hanzalî, Ukbe bin Mukrem, Muhammed bin El-Müsenna, Ahmed bin
Harâş, Muhammed bin Amr bin Cebele, El-Hasan bin Ali El-Hulvânî, Ebubekir bin
Nâfi’ ve Ebu Ma’an rivayetler nakletmişlerdir.
Buradan Çıkan Sonuçlar:
Yazıt Sahibi Ruzeyk bin Nuceyh
Es-Sulemi, Buharinin Tarih-i Kebiri, İbn Hibbân ve İbn Ebî Hâtim’e göre hadis
ravilerinden olup, İbn Hibbân Es-Sikâtında Güvenilir raviler arasında zikretmiştir.
Her üç Kaynağın kaydına göre
kendisinden Abdülmelik Ebu Amir El-Akdî rivayette bulunmuştur. Ebu Âmir El-Akdî
birçok hadis mecmuasında rivayetleri tahric edilmiş ve Siqa/Güvenilir ve Sadûk
olarak nitlendirilmiştir. Ancak, Ruzeyk bin Nuceyh’ten yaptığı herhangi bir
rivayet kaynaklarda yer almadığı gibi, Ebu ‘Amir El-Akdî’nin Şeyhleri arasında
yukarıda alıntıladığım kaynaklarda Ruzeyk bin Nuceyh’in adına
rastlanılmamaktadır.
Buhari’nin Tarihi, İbn Hibbân’ın
Es-Siqatı ve İbn Ebi Hatim’in El-Cerh Ve’t-Ta’dilindeki kayıtlara göre Hadis
ravisi olan Ruzeyk bin Nuceyh Es-Sulemi, İbn Maceh ve Tirmizi’de Abdullah bin
Evfa’dan (R.A) gelen rivayette yer alan Duâ cümlelerini kayaya kendi ismini de
vererek nakşetmiştir.
Verilen kayıtlarda, Özellikle
Buhari’nin Tarihinde Ebu Amir El-‘Akdi’nin vefat tarihi Hicri 205 olduğuna
göre, bu kayıtlardan Ruzeyk bin Cuneyh’in Hicri 2. Asır Ricâlinden olduğu
müsteban olmaktadır.
Her ne kadar, Tirmizi ve İbn
Maceh’te yer alan Ashâb-ı Kirâmdan Abdullah bin Ebî Evfa’dan nakledilen rivayet
zincirinde/tarikinde yer alan Tâbiinden Ebu’l-Varkâ’ Fâid bin Abdirrahman’ın
hadis’te zayıf olması hasebi ile tad’îf edilmiş ise de, Hicri 2. Asırdaki bir
ravinin burada yer alan Duâ cümlelerini kendi ismini de ilave ile kayaya
nakşetmiş olması bunların sıhhatinin tesbiti konusunda önem arz etmektedir
Daha ziyade, İpek Yolunun Şam’dan
güneye dönen, San’a’ya uzanan kolu üzerindeki eski Kervan-Ticaret yollarında
yer alan İslam öncesi dönemler, Cahiliye devri, Asr-ı Saâdet ve Sahabe dönemi,
Tabiin ve sonrasındaki dönemlere ait kaya yazıtları Erken dönem İslâm Tarihi
ile ilgili önemli veriler sağlamasının yanısıra, Ashâb-ı Kirâm ve diğer hadis
ricâli, Raviler, tarihler, Şiir metinleri , Ravilerin Tarihleri bazı Hadis
rivayetlerinde yer alan bölümler, Rical, teracim, tabakat kaynaklarındaki
kayıtlarla ilgili zengin bir veri sunmakta ve bu hususta bilgilerin
doğrulanması/tashihi ve takviyesi konusunda kapı aralamaktadır.





















































Yorumlar
Yorum Gönder