Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî Şehrezorî Hazretleri’nin Hulefâsından Şeyh Ahmed El-Bukâî/Bikâî Ve Üsküdar-Karacaahmed’teki Kabri -Müfid Yüksel
Foto: Murat Saykal
Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî Şehrezorî Hazretleri’nin
Hulefâsından Şeyh Ahmed El-Bukâî/Bikâî Ve Üsküdar-Karacaahmed’teki Kabri
(İlkin 2011 Yılında Keşkül Dergisinde Yayınlanmıştır. Burada Yeniden Update Edilerek Yayınlanmıştır.)
Müfid Yüksel
Şeyh Hacı Ahmed bin Ahmed Halîl[1] Efendi Şâm civârındaki
köylerden Şeyh Bikâ’/Bukâî [2]köyünden olup Mevlâna Hâlid
Hazretleri’nin ecille-i hulefâsındandır. Mevlâna Hâlid’in İstanbul’a gönderdiği halifeleri
meyânındadır. Ancak, diğer halifesi Salih Efendi ile beraber gerek Mevlâna
Hâlid’in redd ve tard ettiği halifesi Abdülvahhâb Es-Sûsî ve ve yoldaşı Şeyh
Muhammed Tâif Ed-Dağıstânî gerekse, Sultan II. Mahmud’un başmüşaviri Mehmed
Said Hâlet Efendi’nin îkâ ve kışkırtmaları ile 1243 tarihinde İstanbul’dan
nefyedilerek önce Sivas’a sonra da Bağdat’a iclâ kılınmıştır. Bilahare bir kaç
kez İstanbul’a gelmiş, H.1262 tarihinde zaruret-i halinden dolayı kendisine
hükümetçe yardım yapılmıştır. 1268 tarihinde de İstanbul’a geldiği ve kendisine
gerekli ilgi ve alakanın gösterildiğine dâir vesikalar Osmanlı arşivlerinde
tesbit edilmiştir. Birara, Mevlâna Hâlid’in Şâm-ı Şerîif’teki Süleymaniye Dergâhı’nda
imamet ve hitabet cihetlerine mutasarrıf olmuşsa da, daha sonra Mevlâna
Hâlid’in birader-i mükerremleri Şeyh mahmud Sahib Efendi’ye tevcih olunduğundan
bir süre buradan uzak kalmış ve yine İstanbul’a gelmiştir. H.1273 tarihinde
Dergah meşrutası ile imamet ve hitâbet cihetleri Şeyh Mahmud Sahib’den alınarak
yine kendisine tevcih kılınmıştır. Son olarak 1275 Tarihinde[3] İstanbul’a gelişinde
burada Mevlâna Hâlid’in İstanbul’daki halifesi ve Üsküdar Alacaminâre Dergâhı
Postnişin’i Şeyh Abdülfettah El-Akrî
El-Kürdî’nin (Vefatı: 1281)[4] nezdinde misafir iken
burada vefat etmiş olup, Karacaahmed mezaristanında Miskinler tekkesine giden
yoldaki adaya defnedilmiştir.
Mezar
şahidesindeki kitâbe şudur:
حضرت مولانا ضياء الدين
خالد افنديمزڭ خلفالرندن
شام شريف قرالرندن
شيخ بوقاعی قريه سندن
مرشد كامليندن الشيخ
الحاج احمد أفندی حضرتلرينڭ
روح شريفلرينه الفاتحه
سنه ١٢٧٥
Mevlana
Hâlid Ziyauddîn Efendi Hazretlerinin
Hulefâ-yı
kirâmından[5]
Şâm-ı
Şerîf kuralarından
Şeyh
Bukâ’î karyesinden
Mürşid-i
Kâmilînden Eş-Şeyh
El-Hâcc
Ahmed Efendi Hazretlerinin
Ruh-ı
Şerîflerine El-Fatiha
Sene1275
Şeyh Ahmed El-Bukâî’nin elimize bir eseri ulaşmıştır.
1249/1834 tarihinde telif edilen bu eser Nakşibendi adâb ve seyr u sülukuna ait
olup, Şeyh Ahmed’in bu konuda Mevlâna Hâlid’ten işittiklerinden derlenmiştir.
Şeyh Ahmed El-Bukâ’î bunu kitabın mukaddimesinde şöyle ifade etmektedir:
“ فيقول احمد بن احمد خليل البقاعي جعله الله
تعالی و جميع اخوانه من خواصّ خواصّ عباده و احبابه الّذين بهم الخير الی بابه
ساعی لقد التمس منّی من لا يسعنی مخالفته أن اجمع لهم رسالةً في بعض آداب الطريقة
النقشبنديّة المجدّدية علی سير مرشدنا الشيخ خالد العثمانيّ الشهرزوری البغدادی
قدّس الله تعالی شرّه و رحمه رحمةً واسعة
و جزاه عنّا افضل ما جاز مرشداً آمين فاَجبته الی ذلك مستعيناً بالله تعالی علی
التوفيق لنقل كلمات مرشدنا فی حال السلوك و بعض المجالس “
“ Ahmed bin Ahmed Halil El-Bikâ’î- Allahu Taâla onu
ve tüm ihvânını kullarının havassından kılsın, onlarla olan ve kapısına koşan
muhibbânını da hayırlı kılsın- der ki, ihvânımızdan kendisini geri çeviremeyeceğim
bir kimse kendileri için Mevlâna Hâlid El-Osmânî Eş-Şehrezorî El-Bağdâdî’nin-
Allahu Taâla Sırrını Takdis Etsin ve Sonsuz rahmetine gark etsin seyr u süluk
esasları üzerine Nakşibendi-Müceddidî tarikatı adâb ve erkânınn bazı
noktalarına dair bir risale derlememi
talep ettiler. Ben de bu talebe icabet ederek, Tevfîk üzere Allahu Taâla’nın
yardımını dileyerek mürşidimizin seyr u süluk ahvâline dâir sözlerini ve sohbet
meclislerini burada naklediyorum.” ( Şeyh Ahmed El-Bukâ’î, 1249:4)
Elimizde geç döneme ait
85 sahifelik bir istinsahı mevcut olup, bu nüsha İstanbul’da, Mustafa
Durmuş adlı bir tarikat erbabı tarafından, Mevlâna Hâlid’in Divânı ve bir
Mektubât yazması ile birlikte tıpkı basım olarak yayınlanmıştır.
Nakşibendiyye-Hâlidiyye ile alakalı önemli bir kaynak eser sayılabilecek bu
risalenin kütüphanelerimizde herhangi bir başka yazma nüshasına tesadüf
olunamamştır. Ömer Kehhâle Mu’cemu’l-Müellif’in’de Şeyh Ahmed El-Bukâ’î’nin
1274/1858 yılında telif ettiği Vahdet-i Vücud Ve Vahdet-i Şuhûd ile alakalı bir
risâlesi olduğunu kaydetse de, (Kehhâle, Mu’cem, 1/48) araştırmalarımızda
Kütüphanelerde herhangi bir nüshasına rastlayamadık. [6]
Şeyh Hacı Ahmed El-Bukâî İle İlgili Başbakanlık
Osmanlı Arşivlerinde Bulabildiğimiz Belgelerin Dökümü Şu Şekildedir.
BOA
HAT
515/25192
17/L/1243
Manzûrum Olmuşdur,
Merkûmânın Bağdâd’a def’ olunmaları isâbetdir.
Ancak Şam’da olanlar içün Şam vâlisinden bir gûne haber zuhûr etmedi. Bunlar
gibi sâir mahallerde olanlar dahi bir tarafdan Bağdâd’a def’ olunmasına ihtimâm
olunsun.
Sivâs Nâibinin İ’lâmıdır,
Muktezâ-yı irâde-i seniyye-i şâhâneleri üzere
Müteveffa Şeyh Hâlid’in hulefâsından olup bu tarafda iken geçen Ramazân-ı Şerîf
içinde Sivâs’a nefy ve iclâ olunmuş olan
Salih ve Ahmed’in vusûllerini mübeyyin olmağla manzûr-ı hümâyun-i mulûkâneleri
buyurulmak içün ‘arz ve takdîm kılındığı ve ma’lûm-ı ma’âlim-lüzûm-ı şâhâneleri
buyurulduğu üzere muahharan bunların orada dahi tevkîfleri münâsib görülmeyerek
vusûllerinde merkûmânı Sivâs vâlisi kulları derhal yanlarına adam terfîkıyle
Diyârbekir’e irsâl eylemek ve Diyârbekir vâlisi dahi Diyârbekir’e vusûllerinde
kezâlik yanlarına adam terfîk edip Bağdâd tarafına def’ etmek üzere..
Müşârunileyhima hazretlerine başka başka
mektupları tahrîr ve merkûmanın verâlarından tesyîr olunmuş olmağla mucebince
merkûmanın ol vechile def’ olundukları haberi dahi bundan böyle vurûd edeceği
muhât-ı ‘ilm-i âlîleri emr u fermân hazret-i veliyyu’l-emr efendimindir.
Der-i Devlet-Mekîne ‘Arz-ı Dâ’i-yi kemîne budur
ki,
Şâm-ı Şerîf’de sâkin iken bundan akdem vefat etmiş olan
Şeyh Hâlid’in tarafından hulefâ nâmıyla bâzı kimesneler mukaddema Dersaâdet’e
varıp güyâ tarîkat-ı ‘aliyye-i Nakşibendiyye sûretinde kendilerine münîb
eyledikleri vâfir kimesneler ile birer mahalle tecammu’ ederek taraf-ı
saltanat-ı ‘aliyyeden hiç birinin usûl ve erkânına ve şer’-i şerîfe uymayacak
etvâr ve harekâtda oldukları haber alınarak ümmet-i Muhammed’in salâh-ı hâli
içün merkûmlar Dersaâdet’den tard ve def’ olunmuş iken bu def’a dahi müteveffa-yı
merkûmun hulefâsından Salih ve Ahmed nâm kimesneler ber takrîb Dersaâdet’e yine
usûl-i sâbıka üzere bir takım ibâdullahı taraflarına celb ve iğfâle çalışmakda
oldukları tahkîkkerde-i padişâhâne
olduğuna binâen merkûmların dahi Dersaâdet’den tard ve def’leri hususuna
irâde-i ‘aliyye ta’alluk edip ol bâbta sâdır olan emr-i celîlu’ş-şân mucebince
mübâşir ta’yîn buyurulan Dîvân-ı Hümâyun çavuşlarından saâdetlu Sâdık Çavuş
mübâşeretiyle mezbûr Salih ve Ahmed iki nefer kimesneler medîne-i Sivâs’a vusûl
ve menfiyyen meks u ikâmet kılındığı evvelki vâki’u’l-hâl bi’l-iltimâs pâye-i
serîr-i a’laya ‘arz ve i’lâm olundu . باقی الامر لحضرت
من له الامر Bâkiyu’l-emr lihazret-i
men lehu’l-emr. حرره فی الیوم السابع عشر من شهر شوّال المكرّم سنة ثلث و اربعین و مأتین
والف
Harrerehu
Fi’l-yevmi’s-sâbi’ ‘Aşere Min Şehri Şevvâli’l-Mükerrem Seneti Selase Ve
Erba’în Ve Mieteyni Ve Elf. (17 Şevvâl
1243)
العبد الداعی للدولة
العلیّة العثمانیّة
ابو بكر شفیق
المولیخلافة بمدینة سیواس
El-Abdu’d-Dâ’i Li’d-Devleti’l-Aliyyeti’l-Osmâniyye
Ebubekir Şefîk El-Mevla-Hilâfe Bi-Medîneti
Sivâs
Behey edepsiz Sivas nâibi, sen ne cür’etle Mevlâna
Hâlid hazretleri ve ecille-i hulefâsına
itâle-i lisân edersin. Ve dahi
hangi cesâretle muhâlif-i Şer’-i Şerîf
i’lân edersin. Bre gâfil. Hâmi-yi şer’-i şerîf olan Mevlâna Hâlid ve
hulefâsına muhalif-i şer’-i şerîf deyu bühtan eylersin. Haddini bilmez nâib-i
bî nasîb, sen bilmez misinki, İbn Abidîn ve Tefsir sahibi Âlusî gibi allâme , şems-tâbân-ı fıkh-ı
Hanefî ve Şâfiî olan zevat dahi Mevlâna-yı müşârunileyh hazretlerinin mürid ve
mücâzıdır. Senin bütün ilmin onların zerresine dahi yetişmez. Hâlet Efendi, Süleyman Faik, Susî ve Dağıstânî
gibi hasûd ve fessâd kimselerin iğvâsına kapılıp zebân-derâzlık edersin. (M.Y’nin Notu)
HAT
736/34943
03/Z/1243
Şâm
vâlisinin işbu kâime ve diğer kâimesiyle şukkası manzûr ve ma’lûm-ı hümâyunum
olmuşdur. Asl-ı merâm bu Hâlidîlerin memâlik-i mahrûsemizden tard u def’
olunmalarıdır. Müteveffa Hâlid’in emlâkı, surhde beyân olunduğu üzere
müşârunileyh ma’rifeti ve ma’rifet-i şer’le tâliblerine fürûht birle hâsıl olan
esmânı ve Derseniyye cânibine irsâl olunmak üzere tarafından iktizâsına göre
müşârunileyhe cevâb tehrîr ve irsâl oluna.
Şâm
vâlisi Salih Paşa kullarının Kâimesidir: Muktezâ-yı irâde-i seniyye-i
şâhâneleri üzere müteveffa Şeyh Hâlid’in Şâm-ı Şerîf’de olan kâimakâmının
rüfekâsı ve tevâbi’ ve levâhikiyle cümleten Bağdâd’a i’zâm ve îsâl olunmalarına
dâir mukaddemce sudûr eden emr-i ‘âlî ve yazılan mektûb-i çâkerînin vusûlüyle
derhâl Şâm-ı Şerîf’de bulunan Şeyh Hâlid takımının cümlesini yanlarına adamlar
terfîkıyle Bağdâd’a irsâl eylediğini ve bundan böyle dahi ol takımdan vurûd
eden ve ele geçen olur ise heman Bağdâd’a göndereceğini inhâ ve müteveffa Şeyh
Hâlid’in Şâm-ı Şerîf’de emlâk ve arâzi ve çiftlik ve konak misillu ba’zı
alâkası olduğundan onlar hakkında çigûnegi muâmeleyi istîzân ve istinbâ etmiş
olmağla huccâc-ı müslimînin Maân merhalesinden hareket ve geçen şehr-i
zilka’denin onbeşinci günü bi’l-emn ve’s-selâm Medâyin-i Sâlih merhalesine
vusûlleri müyesser olmuş olduğuna dâir diğer kâimesi ve ifâde-i hâli meş’ar
kapu kethüdasına muharrer bir kıt’a şukkası ile beraber manzûr-ı hümâyun-ı
mülûkâneleri buyurulmak içün ‘arz u takdîm kılındı müşârunileyhin sûret-i
iş’ârına nazaran zikrolunan alâka bu def’a Şâm’dan tard olunan takımının
olmayıp müteveffa Şeyh Hâlid’in olmak hasebiyle emlâk-ı mezkûrenin müşârunileyh
ma’rifeti ve ma’rifet-i şer’le orada bi’l-müzâyede değer-i bahalarıyla
tâliblerine füruht etdirilerek hâsıl olan semânâtın mahza defteriyle veresesi
cânibine irsâli lâzımeden olmakdan nâşî müşârunileyh kullarına ol vechile
cevâbnâme yazılması husûsu muvâfık-ı irâde-i seniyye-i mülûkâneleri buyurulur
ise emr u fermân hazret-i veliyyu’l-emr efendimizindir.
Devletlu
‘İnâyetlu ‘Atıfetlu Übbihetlu Veliyyyu’n-Ni’am Kesîru’l-Lutf Ve’l-Kerem Efendim
Sultânım Hazretleri
Bundan
akdem Bağdâd’dan Şâm-ı Şerîfe hicret etmiş olan Şeyh Hâlid’in güyâ kendisi müceddid-i
tarîk ve me’mûr-i irşâd olmak üzere yedi-sekiz sene mukaddem tarafından halîfe
nâmıyla Dersaâdet’e ve mahâll-i sâire neşr u irsâl etmiş olduğu kimesneler ber
nev’-i âyîn-i cedîd her sınıfı râbıta-i seyr u sülûka idhâl ve belki rütbe-i
velâyete îsâl etmek sûretiyle muttasıl-ı teksîr-i cem’iyyete mütehâlik ve
mütehemmik olmuş olduklarına binâen mahâzîrmülkiyye mütalaâsından nâşî def’leri
icâb-ı hâlden görünerek Dersaâdet’de bulunanlar mukaddemâ def’ u teb’îd
olunmuşken muahharan şeyh-i merkûmun usûl-i sâbıka ısrar vâdisinde birer takrîb
ile Dersaâdet’e tekrar halîfeleri iyâb ve zihâb etmekden hâli olmayıp nihâyet
bu def’a kendinün vefatından sonra dahi Şâm-ı Şerîf’de olan kâimakâmı Abdullah
Herâtî tarafından me’mûren Hacı Ahmed ve Sâlih nâm kimesneler
Dersaâdet’e vürûd ederek yine kesb-i şöhret ve tahsîl-i cem’iyyete çalışmakda
olduklarından ve bunklar tarîkat-ı Nakşibendiyye’den tteslîl sûreti göstermekde
iseler de bu vechile da’vet-i ‘âmme şeklinde tarz u etvâr vesâir uslûb ve
âyînleri öteden beri tarîk-i mezkûrun vesâir turuk-ı ma’rûfenin mazbût olan
usûlüne muvâfık görünmeyip hatta Dersaâdet’de bulunan ashâb-ı tarîka münker
görünmüş ise de burası mebhas ve matlabdan hâric olup yâni murâd ve maksûd bun
ların mücerrred zâtını veya seyr u sülûkunu redd u inkâr ma’nası olmayarak
murâd-ı aslî ve maksûd-ı mahz tarz-ı teslîikde kılıp havâs ve ‘avâmı celb ve
teshîr ile şu sûretde cem’iyyetleri mülken muzır olmak hasebiyle bâirâde-i
seniyye merkûmân Dersaâdet’den Sivas’a nefy u iclâ kılınmış idüğünden bahisle
kâimakâm-ı merkûm Şâm-ı Şerîf’de oldukça bir aralıkda yine bir takrîb ve vesîle
ile Dersaâdet’e ve mahâll-i sâireye halîfe göndermesi ihtimâlinden başka Şâm-ı
Şerîf, Dersaâdet misillu sevâd-ı a’zam olmakdan nâşî kâimakâm-ı merkûm Şeyh
Abdullah ve İsmail Herâtî ve Şeyh Ahmed ve Abdülfettâh vesâir tevâbi’ ve
taallukâtıyla ve Hâlid-i merhûmun haremiyle Şâm-ı Şerîf’de yine Bağdâd ve
Süleymaniye taraflarına def’ u iâdeleri ile anda iskân ve ikâme etdirilmek ve
fîma ba’d şahs-ı vâhidi bir mahalle salıverilmemek bâbında çâkerlerine ve
saâdetlu Bağdâd vâlisi bendelerine hitâben isdârıyla hasbe’l-icâb ibrâz olunmak
üzere irsâl buyurulan fermân-ı ‘âlî ve bir kıt’a emirnâme-i sâmî ve leffen fîha
şukka-ı veliyyu’n-nu’maları ve bu hususa dâir şeref-sunûh eden irâdesi şifâhen
etrafıyla çâkerlerine ifâde zımnında âher hususa me’muriyet ile bu tarafa vurûd
eden hâcegân-ı divân-ı hümâyunda ‘Atâ Efendi kulları yediyle resîde-i dest-i
ta’zîm olup ifâ-yı irâde-güüzâriye mübâderet ederek İsmail Herâtî vefat etmiş
olduğundan mevcud bulunan kâimâkam Abdullah Herâtî ve Şeyh Ahmed ve Şeyh
Abdülfettâh ve ol tarafdan gelmiş olan Şeyh-i merhûmun iyâl u evlâdı vesâir
adamları cem’ olunarak mahsus kârbân tedârikiyle ‘urbândan bir kabîle dahi
maiyyetlerine terfîkan çölden Bağdâd tarafına iâde ve i’zâm olunmuş ve bîrûn-i
dâire-i çâkerîden selâm ağası mübâşir ta’yîn olunarak emr-i âlî dahi bir kıt’a
tahrîrât-ı çâkerî ile Bağdâd vâlisi müşârunileyh hazretleri bendelerine isrâ ve
ol vechile ve irâde-i seniyyeleri icrâ kılınmış ve bundan böyle dahi ol
güruhdan ele geçen oldukça heman Bağdâd’a irsâl olunarak Şâm-ı Şerîf’den
emedd-i şedd edenlerin kat’î sûretle teşebbüs olunmuş ise de Şeyh Hâlid
merhûm’un emlâkı olarak Şâm-ı Şerîf’de iki kıt’a bahçe ve bir çiftlik ve iki
konak ve Berze nâm karyede biraz arâzi ve sâiresi mevcud olup kâimâkâmının
Bağdâd’a ‘azimetiyle bu emlâkın hâlî üzere kaldığından ol b âbda ne vechile emr
u irâde sudûr edecek ise inhâ ve ifâde buyurulmak temennası vesîle-i ‘arz-ı
‘ubûdiyetim olmuşdur. İnşaallahu Taâla muhât-ı ‘ilm-i veliyyu’n-nu’mâneleri
buyuruldukda bâkî emr u fermân devletlu ‘inâyetlu ‘âtıfetlu übbihetlu
veliyyu’n-ni’am Kesîru’l-Kerem Efendim Sultânım Hazretlerinindir.
Fi
3 Z. 1243
Bende
Mîru’l-Hâcc
Salih
Vâli-yi
Şâm
Mühür:
Salih
HAT
734/34812
8/Za/1243
Hatt-ı
Hümayûn
Numro:31
Maâdîn
Emîni Müşârnileyhin İşbu Kâimesi Manzûr-ı Hümayûnum Olmuşdur.
Merkûmlar
Mahalline Varmışlar. Mazmûnı Kaydı bâlâsına şerh Verdirilsin.
Maâdîn-i
hümâyunları emîni Diyârbekir Vâlisi Sâlih Paşa kullarının Kâimesidir. Fezleke-i
meâli mâlûm-ı hümâyun-ı mülûkâneleri buyurulduğu üzere menfi-yi merkûmların
Diyârbekir’e vusûllerinde yanlarına adamlar terfîkıyle Bağdâd’a i’zâm
kılınmaları husûsuna dâir geçende yazılmış olan mektûb-ı çâkerînin ve
merkûmların vüsûlüyle ber muceb-i irâde-i seniyye, merkûmânın yanlarına adamlar
terfîkıyle Diyârbekire tesyâr ve keyfiyyeti Diyârbekir mütesellimine tavsiye ve
iş’âr eylemiş olduğunu mutazammın olmağla Devletlu İnâyetlu Âtıfetlu Übbehetlu
Merhametlu Velîni’met-i bîminnetim Efendim Sultânım Hazretleri manzûr-ı
maâlîmevfûr-i şâhâneleri buyurulmak içün ‘arz ve takdîm kılındığı ve mazmûnı
kaydı bâlâsına şerh verdirileceği muhât-ı ‘lm-i ‘âlîleri buyuruldukda emr u
fermân hazret-i veliyyu’l-emr efendimizindir.
Bundan
mukaddem Dersaâdet’e gidüp hasbe’l-icâb evâhir-i Ramazân-ı Şerîf’de
sahîfe-pîrây-ı sudûr olan emr-i’âlî mucebince Sivâs’a nefy u iclâ olunan
müteveffa Şeyh Hâlid hulefâsından Sâlih ve Ahmed nâm kimesnelerin
Sivâs’da dahi eğlendirilmeyerek Diyârbekir’e ve andan Bağdâd’a def’ u teb’îdleri
husûsuna
İrâde-i
seniyye-i hazret-i cihânbânî t’alluk ederek muktezâ-yı münîfi üzre merkûmân bu
tarafa vusûllerinde derhâl yanlarına adamlar terfîkıyle Bağdâd’a i’zâm ve
isbâle mübâderet olunmak emr u irâdesini müştemil hâme-ipîrây-ı ta’zîm olan
fermânnâme-i seniyyeleri mazmûn-ı celîli zîver-i iz’ân-ı ‘abd-ı kadîmleri olmuş
ve merkûmân bu tarafa vusûl bulduklarından ma’iyyetlerine adamlar terfîkıyle
Diyârbekire tisyâr ve oradan dahi Mardîn’e gönderilmeleri mütesellim kullarına
tahrîr ve iş’âr kılınmış olduğu muhât-ı ‘ilm-i cihânşumûl-i veliyyu’n-ni’maları
buyurldukda ol bâbda emr u fermân devletlu inâyetlu ‘âtıfetlu ubbihetlu
merhametlu velîni’met-i bîminnetim efendim sultânım hazretlerinindir.
Fi
8 Za. Sene 1243
Mühür:
Es-Seyyid Mehmed Sâlih
A.M
2/88
5/2/1262
Tarîkat-ı aliyye-i Nakşibendiyye’den Hacı Ahmed Efendi
fakîru’l-hâl ve muzdarıbu’l-emvâl olarak şâyeste-i merhamet olduğundan makâm-ı
vâlâ-yı hazret-i sadâretpenâhîden şehriyye-i efendi-yi mum aileyhekırk
kuruş mâhiye muhassas buyurulmuş olan
işbu musahhah pusula i’tâ olundu.
Fi 5 Z. 1262
Tarîkat-ı Nakşiyye’den Hacı Ahmed Efendi’ye
Makâm-ı Ulyâ-yı Hazret-i Vekâletpenâhîden:
Şehriye 40 Kuruş
Devletlu Reis Paşa Hazretleri Taraflarından:
Şehriye 30..
Devletlu Nâzır Paşa Efendi Taraflarından:
Şehriye 30
Sadâret-i Uzma Müsteşârı Tarafından: Şehriye 20
Hariciye Müsteşârı Atûfetlu Efendi Hazretleri
Tarafından: Şehriye 20
Daâvî Nâzırı Atûfetlu Beğ Efendi Hazretleri
Tarafından: Şhriye 20
Cem’an: 160 Kuruş
A.MKT.DV
60/12
15/L/1268
Sayda Müşîriyle
Trablusşâm Kâimakâmına
Mevlâna Hâlid hazretlerinin
halîfelerinden ....Adalı Şeyh Hacı Ahmed Efendi mukaddemce limaslahatin
Dersaâdet’e gelerek bu def’a maslahatı hitâm-pezîr olduğundan yine ol tarafa
‘azîmet etmiş ve efendi-yi mumaileyh ulûm-i zâhiriyye ve bâtıniyyeyi ‘ârif ve
câmi’ olarak bu misillu zevât-ı fezâilsemmât haklarında merâsim-i mürâ’âtın ifâsı lâzimeden
bulunmuş olmağla Bimennihi taâla efendi-yi mumaileyhin ol cânibe vüsûlünde
hakkında merâsim-i ihtirâmkârî ve mürâ’âtın icrâsıyla taraf-ı eşref-i hazret-i
pâdişâhîçün isticlâb-ı da’avât-ı hayriyesine i’tinâ ve himmet buyurmaları
siyâkında şukka
268/14
25/Ca/1273
Şâm-ı Şerîf Vâlisine Emirnâme-i Sâmî
Tarîkat-ı ‘Aliyye-i
Nakşiyye-i Hâlidiyye meşâyih-i kirâmından zehâdetlu Şeyh Ahmed Bikâ’î Efendi Şâm-ı şerîf’te kâin Süleymaniye
tekye-i şerîfesinin şehriyye yüzelli (150) kuruş vazîfe ile meşrût olan hânede
ikâmet etmek üzere imâmet ve hitâbet cihetlerine mutasarrıf olub geçende
limaslahatin Dersaâdet’e gelir iken edâ-yı hizmetle vazîfe-i mezbureyi ahz ve
hâne-i mezkurda ikâmet etmek üzere meclis-i memleket ve mütevelli ve tekye-i
mezburenin harcına müekkel olan Şeyh Mahmud Efendi ma’rifetleriyle,
tarafından ulemâ ve sulehâdan Muhammed Efendi’yi vekîl ta’yin eylemiş ise de
mumaileyh Şeyh Mahmud Efendi’nin hilâf-ı şart-ı vâkıf harekâtını
mukaddema men’ eylediği cihetle öteden beri kendisine garez ve nefsâniyyetle
envâ’ı ezâ ve hayfâ eylediği misillu bu
def’a dahi vekîl-i mumaileyhi hâne-i mezkurdan ihrâc ile mezkur yüzelli (150)
kuruşu kat’eylemiş ve mumaileyh Ahmed Bikâ’î Efendi ise erbâb-ı vecd-i
visâlden ve fukarâdan olarak evlâd ve ‘iyâlinin ta’ayyuşu buna münhasır olarak
bu keyfiyyet, hakkında gadr-i sarîhi mucib olmuş idüğünden mezkur şehriyye
yüzelli (150) kuruşun kema kâne vekîl-i mumaileyhe i’tâsıyle hâne-i mezkurda
ikâmetine mumaileyh Şeyh Mahmud Efendi tarafından mümanaât etdirilmemesi
hususu ifâde ve iltimâs olunmuş ve fi’l-Hakîka Efendi-yi mumaileyhin şâyân-ı
hürmet ve ri’âyet sahibi (Ve a’yândan olduğu olarak bu bâbta her vechile haklı
ve mağdur olduğu misillu)[7]
zevâtdan olduğu haber verilib mumaileyh Şeyh Mahmud Efendi’nin öyle garez-i
nefsaniyyeti sahîh ise icraya meydan verilmesi muğayır-ı hakkânyet ve ma’delet
olması ve men’i lâzimeden bulunmuş olmasıyla şer’i şerîf ve meclis ma’rifetiyle
rü’yet ve tahkik olunarak bîvech ta’arruz olunduğu tebeyyün eylediği takdirde
ber vech-i istid’a icâbının icrasıyla ba’d-ı ez în (Ol vechile mumaileyh Şeyh
Bikâ’î Efendinin vekîli olan mumaileyh Muhammed Efendi’nin hâne-i mezkurda
ikâmesiyle şehriyye yüzelli (150) kuruş dahi i’tâ olunarak fimâ ba’d gerek bu
husustan ve gerek mevâdd-ı sâireden dolayı) mumaileyh Şeyh Mahmud Efendi’nin
bir gûne icra-yı garez ve nefsâniyyet edememesi esbâbının istihsâline ve Bikâ’î
Efendi hakkında hürmet ve ri’âyet-i lâyıkanın icrasına himmet buyurmaları
siyâkında şukka.
Mektûbi-yi
Hâriciyye Hulefâsından ‘İzzetlu Sırrı Efendi Bendelerinin İfâdesi
Bibliography
Akbayar, Nuri,
2001. Osmanlı Yer Adları Sözlüğü,
2. Baskı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul
Eş-Şeyh Ahmed
El-Bikâî, 1249. Risâletun Fi
Adâbi’t-Tarîkati’n-Nakşbendiyye
İsmail Hakkı, , 1348. Merâkıd-ı Mu’tebere-i Üsküdar ; Yazma, Üsküdar-Hacı Selim Ağa
Kütüphanesi, Hüdâi Efendi Bölümü, No: 1193.
Kehhâle, Ömer, Mu’cemu’l-Müellifîn, Daru İhyâi’t-Turâsi’l-Arabî,
Beyrut
Memiş,
Abdurrahman, 2000. Hâlid-i Bağdâdî
ve Anadolu’da Hâlidîlik, Kiitabevi, İstanbul
Muhammed Ahmed
Durnîka, 1987.
Et-Tarîkatu’n-Nakşbendiyye Ve A’lâmuha, Ceros Press, Trablusuşşâm
Sezen, Tahir,
2006. Osmanlı Yer Adları,
Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara
Şemseddin Sâmî,
1306. Kâmus’ul-A’lâm, Cilt. 2.
Mihran Matbaası, İstanbul
Yusuf Cemil Nu’ayse, “En-Nakşbendiyye” ,Muctemau Medîneti Dimeşk,
El-Cuz’u’s-Sânî İçinde.
[1]
Şeyh Ahmed El-Bukâ’î’nin tam adı, ileride tanıtacağımız “Risaletun Fi Adâbi’t-Tarîkati’n-Nmakşbendiyye”
adlı eserinde yer almaktadır.
[2]
Bu karye veya nahiye, kaynaklarda hem Bikâ’ بِقاع
şeklinde, hemde Bukâ’ بُقاع şeklinde de zabtedilmiştir. ( Bakınız.
Şemseddin Sâmî, Kamusu’l-A’lâm, 1306: 2/1230; Sezen,2006:84) Mezar taşında ise Bûkâ’
بوقاع şeklinde
zabtedilmiştir. Nuri Akbayar ise “Osmanlı Yer Adları Sözlüğüénde yanlış
olarak Bekâ’ şeklinde yer vermiştir. (Akbayar, 2001:20), Kayıtlarda buraya
Selahaddin Eyyubî’nin oğlu Melik Abdülazîz’den dolayı Bikâ’/Bukâ’ u’l-Azîz
de denmiştir.
[3]
Dr. Yusuf Cemil Nu’ayse, Mucteme’u Medîneti Dimeşk adlı edisyon eserdeki,
“Nakşibendiyye” makalesinde Şeyh Ahmed El-Bikâ’î’nin 1205/1790-1791 tarihinde
vefat ettiğine dair fahiş derecede yanlış bir kayda yer vermiştir. (Nu’ayse,
411)
[4]
Şeyh Abdulfettah El-Akrî, Mevlâna Hâlid’in Üsküdar’da medfun olan diğer
halifesidir. Irak Kürdistan’ının Akra nahiyesinden olup, önce Erbil’de sonra
Bağdat’ta Mevlâna Hâlid Hazretlerini temsilen buradaki hankâh’larda
postnişînlik yapmıştır. Mevlâna Hâlid’in
İstanbul’a gönderdiği halifesi Şeyh Adülvahhâb Es-Sûsi Mevlâna Hâlid’e ihanet
edip reddedilince, onun yerine İstanbulâ gönderilmiştir. Bilahare Sultan
Abdülmecid devrinde kendisine Üsküdar Alaca Minare Nakşibendi-Müceddidî dergâhı
tevcih olunmuştur. Bu dergâh’ta postnişîn iken 19 Muharrem 1281 Cuma günü Hakk’a
vâsıl olmuş olup, dergâh yakınlarında bulunan,Nuh Kuyusu Caddesi’ndeki Kartal Baba Kâdirî dergâhı karşısında yer alan
Şeyhülislâm Arif Hikmet Efendi sebîli arkasındaki hazirede medfundur.
Üstüvânî-Destarlı mezar şâhidesinde şu kitâbe okunmaktadır:
قطب العارفين مولانا
خالد قدّس سرّه الواحد
حضرتلرينڭ خلفاسندن
بغدادی الشيخ عبدالفتّاح
افندينڭ روح
پرفتوحلريچون
الفاتحه
في سنه ١٢٨١
١٩ م. يوم جمعه
Kutbu^l-Arifîn
Mevlâna
Hâlid Kaddese
Sirrahu’l-Vâhid
Hazretlerinin
hulefâsından
Bağdâdî Eş-Şeyh
Adulfettâh
Efendinin Ruh-ı
Pürfütuhları
içün
El-Fâtiha
Fi Sene 1281
19 M. Yevm-i
Cum’a
Şeyh Abdulfettâh
El-Akrî için ileride müstakil bir makale neşredilecektir.
[5]
Mezar taşının buraya kadar olan satırlarını içeren kısmı maalesef kırılmıştır. Kitâbe metni Behcetî İsmail Hakkı
Efendi’nin “Merâkıd-ı Mu’tebere-i Üsküdar” adlı eserinde tam olarak yer almakta
ancak, “Ruh-ı Şerîflerine” ibaresi “Ruh-ı Şerifiçün” şeklinde yanlış
kaydedilmiştir. (İsmail Hakkı, Merâkıd-ı Mu’tebere-i Üsküdar, 1348; Shf.17;
Hacı Selim Ağa Kütüphanesi, Hüdâi Efendi Bölümü, No: 1193.) Bu kitabın CD kopyasını ve Mezar ı bulup
fotoğrafını çekerek temin eden arkadaşımız değerli araştırmacı Murat Serdar
Saykal’a teşekkürü özellikle borç
biliriz.
[6]
Ömer Kehhâle burada Şeyh Ahmed El-Bikâ’î’yi,
İbn Arabî aleyhinde eser kaleme almış olan, Burhaneddin İbrahim Bin Ömer
El-Bikâ’î (Vefatı: 885/1480) ile karıştırmış olabilir. (Kehhâle, 1/48; Durnika,
1987:61)
[7]
Parantez içindeki cümleler asıl belgede üzeri sonradan çizilmiş cümlelerdir.
.jpg)
.jpg)
.jpg)







.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)






Risaletun Fi Adâbi’t-Tarîkati’n-Nakşbendiyye adlı eserin Türkçe tercümesi, sanırım Süleyman Kuku'nun Nadir Risaleler 4-Takvâ Yolu adlı kitabının 357-384 sayfaları arasında mevcut.
YanıtlaSil