İstanbul’un Kaybolan Câmileri: Bakkalzâde Mehmed Çelebi Camii
İstanbul'un Kaybolan Camileri: Bakkalzâde Seretibba-i Hasse Mehmed Çelebi Camii
Bakkalzâde Camii Seretıbbâ-i Hasseden ve kudemâ-yı müderrisinden Bakkalzâde Mehmed Çelebî tarafından muhtemelen 16. Yüzyıl’ın ikinci yarısında yaptırılmıştır.Mescid Fatih-Kocadede (Kovacı Dede) Mahallesi Bakkalzâde sokakta 1388 Ada, 7 Parselde yer almaktaydı..
Bakkalzâde Câmii Harâbesinin 1943 yılındaki durumu.
1261/1845 Tarihli Mühendishâne haritasında Bakkalzâde Camii. No:72
Ekrem Hakkı Ayverdi'nin Yayınladığı 1875-1883 Haritasının Orijinalinde Bakkalzâde Camii Harâbesi Kaydının Yer Aldığı Pafta.
Ekrem Hakkı Ayverdi'nin Yayıınladığındaki Kayıt.
Câmiin bânisi ve vâkıfı Bakkalzâde Mehmed Çelebî ile ilgili Selânîkî Tarihi’nde şöyle bir kayıt yer almaktadır:Bu kayda göre Seretıbba olarak, Süleymaniye Tıp Medresesi vefatına kadar onun uhdesindeymiş.
“ Tabîb Bakkalzâde İntikâlidür
Ve bu esnâda südde-i sa’âdetde tabîb-i hâzık, fenn-i ilm-i hikmetde fâ’ik, erbâb-ı takvîm içinde mümtâzu’l-akrân Bakkalzâde merhûm, hayât-ı âriyeti, menzil-i ukbâda hayât-ı bakâya değişdi. Uhdesinde olan Sultân Süleyman Hân-Tâbe Serâhu aleyhi Rıdvânullah- hazretlerinün ilm-i tıb medresesi Âsitâne-i Sa’âdet etıbbâsından Mevlâna Şemseddîn’e fermân olundı. Fi 18 Rebî’ulâhir, sene 1004[1]”
(Selânîkî, Târîh, , Topkapı Sarayı Kütüphanesi, Emanet Hazinesi, 1426: V. 292; İpşirli Neşri; 1999:2/547)
Bakkalzâde Mehmed Çelebî, yukarıda alıntıladığımız kayda göre, 18 Rebî’ü’l-âhir 1004/21 Aralık 1595 tarihinde vefat etmiş olduğuna göre camiin bu tarihten önce yaptırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, 1009/1600 Tarihli İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri’nde cami ve vakfı ile ilgili herhangi bir kayıt yer almamaktadır.Dolayısıyle camiin vakfiyesinin bu tarihten sonraki bir zamanda düzenlenmiş olabileceği muhtemeldir. Nitekim, 18. Yüzyıl başlarına ait vakıf kayıtlarında “Mimar Sinan Mahallesinde Kâin Bakkalzâde Mehmed Çelebî Mescidi Vakfı” şeklide kayıtlar yer almaktadır. Bu konuda BOA’da ulaşılabilen en eski vesika 1136/1723 Tarihlidir.
Mimar Sinan (Kumrulu Mescid) Mahallesinde Kâin Bakkalzâde
Mehmed Çelebi Mescidi İle Alakalı Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki 1136 Tarihli Belge
Mehmed Çelebi Mescidi İle Alakalı Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki 1136 Tarihli Belge
BOA
Cevdet Evkaf
413/20945
1-5/Ş/1136
Defterhâne-i Âmire
Vakf-ı Mescid-i Şerîf-i Merhûm Bakkâlzâde MehmedÇelebî Der Mahalle-i Mi’mârSinân Der İstanbul
Vakf-ı Merhûm Ferhâd Ağa Kethüdâ-yı Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı ‘Âlî
Cihât-ı MezbûreEvkâf-ı Mezkûrdan Vech-i Meşrûh Üzere Defterde Mastûrdur. Fermân Devletlu Sultânım Hazretlerinindir. Fi 5 Ş. 1136
Mucebince Tevcîh Olunmak Buyurulmuşdur.
Fi 4 Ş. 1136
Der-i Devlet-Mekîne ‘Arz-ı Dâ’î-yiKemîne Oldur ki,
İstanbul’da Mi’mâr Sinân mahallesinde vâki’ Bakkâlzâde Mehmed Çelebî Mescid-i Şerîfi evkâfından almak üzere yevmî beş akçe vazîfe ile müezzin, ve vakf-ı mezbûrdan yevmî altı akçe vazîfe ile câbî ve sâbıkan Yeniçeriyân-ı Dergâh-ı ‘Âlî kethüdası olan Ferhâd Ağa vakfından almak üzere yevmî iki akçe vazîfe ile cüz’hân olan El-Hâcc Ahmed bin İbrahîm fevt olmağın cihât-ı mezbûre vezâif-i mersûmesiyle müteveffa-yı mezburun sulbî oğlu bâis-i ‘arz-ı ubûdiyet Mehmed bendelerine tevcîh ve yedine berât-ı ‘âlîşân sadaka ve ihsân buyurulmak ricâsına bi’l-iltimâs pâye-i serîr-i a’lâya ‘arz olundu. Bâkî fermân, fermân fermây-ı ma’delet-ünvân hazretlerinindir .
حرّر فی غرّة شعبان المعظم لسنة ستّ و ثلثین و مأته و الف
Hurrire Fi Gurreti Şa’bâni’l-mu’azzam Liseneti Sitte Ve Selâsîn Ve Mieti Ve Elf
الداعي للدولة العلیّة اسحق القاضی بمدینة قسطنطینیّة المحمیّة
Ed-Dâ’î Lid-Devleti’l-‘Aliyyeİshak El-Kâzî Bimedîneti Kostantîniyyeti’l-Mahmiyye
Bundan sonraki tarihlerde, Bakkalzâde Camiinin Vakfı ve vazife cihetlerine ilişkin ulaşabildiğimiz BOA arşiv belgelerini şu şekilde sıralayabiliriz:[2]
BOA
Cevdet Evkâf
636/32087
24/L./1140
Defterhâne-i Âmire Kazâ-i İstanbul
Vakf-ı Mescid-i Şerif-i Merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî Der Mahalle-i Mimâr Sinân Der İstanbul.
Vech-i meşruh üzere defterde masturdur. Ferman devletlu sultânım hazretlerinindir.
Fi 24 L. Sene 1140
Mucebince Tevcih Olunmak Buyuruldu. Fi 24 L. Sene 1140
Der-i Devlet-mekîne Arz-ı Dâ’î-yiKemîne Budur ki,
Mahmiye-i İstanbul’da Mimâr Sinan mahallesinde vâkî merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî vakfından yevmî dört akçe duâ-guy vazîfesine mutasarrıf olan Mehmed Halife ibn Mehmed kendühüsn-i rızâsıyla râfi’a-i ruk’a-i dıraât vâlidesi Zeyneb Hatun bint El-Hâcc Ali’ye ferâğ ve kasr-ı yed etmeğin cihet-i mezkûre ve vazîfe-i mersûmesiyle mezkûre dâ’iyelerine tevcîh buyurulup yedine berât-ı âlîşân ihsân buyurulmak ricâsına der-i devlet-medâra arz olundu. Hurrire fi’l-yemi’s-sânîve’l-İşrîn min Şevvâli’l-Mukerrem Seneti erba’în ve mieti ve elf.
El-Abdu’d-Dâ’î Es-Seyyid Zeyne’l-Âbidîn
El-Kâzî Bi Konstantîniyyeti’l-Mahmiyye
BOA
Cevdet Evkâf
144/7153
10/C/1163
Defterhâne-i Âmire Kazâ-i İstanbul
Vakf-ı Mescid-i Şerif-i Merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî Der Mahalle-i Mimâr Sinân Der İstanbul.
Vech-i meşruh üzere defterde masturdur. Ferman devletlu sultânım hazretlerinindir. Fi 14 C. 1163
Mucebince Tevcih Olunmak Buyuruldu. Fi 14 C. Sene 1163
Der-i Devlet-mekîne Arz-ı Dâ’î-yiKemîne Budur ki,
İstanbul’da Mimâr Sinan mahallesinde vâkî merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî mescid-i şerifi vakfının yevmî iki akçe vazife ile nâzır olan Abdurrahman bin Ömer kendü hüsn-i rızâ ve ihtiyârıyle bâis-i ruk’a-i ubudiyet karındaşı Abdülganî Efendi’ye ferâğ ve kasr-ı yed etmekle cihet-i mezkûre vazife-i mersûmesiyle, merkumun kasr-ı yedinden karındaşı mezbûr Abdülganî Efendi’ye tevcih ve yedine berât-ı âlîşân sadaka ve ihsan buyurulmak ricâsıyle pâye-i serîr-i a’laya arz olundu. Bâkî fermân hazret-i veliyyu’l-emrindir.Fi’l-yevmi’l-hâdî aşer mincemâziye’l-âhire . Sene selâse ve sittîn ve miet ve elf.
El-Abdu’Dâ’î Li’d-Devleti’l-Aliyye
Osman El-Kâzî Bi Medîneti Kostantîniyye
BOA
C..EV..
114/7154
11/C./1163
Defterhâne-i Âmire Kazâ-i İstanbul
Vakf-ı Mescid-i Şerif-i Merhum Bakkalzâde MehmedÇelebî Der Mahalle-i MimârSinân Der İstanbul.
Vech-i meşruh üzere defterde masturdur. Ferman devletlu sultânım hazretlerinindir. Fi 14 C. 1163
Mucebince Tevcih Olunmak Buyuruldu. Fi 14 C. Sene 1163
Der-i Devlet-mekîne Arz-ı Dâ’î-yiKemîne Budur ki,
İstanbul’da Merhum Bakkalzâde Mehmed Efendi mescid-i Şerîfi vakfından yevmî altı (6) akçe vazîfehâr olan Abdurrahman bin Ömer kendü hüsn-i rızâ ve ihtiyârıyle dört akçesini karındaşı Abdülganî Efendi’ye ve iki (2) akçesini Rukiyye bintu’ş-Şeyh Abdullah’a ferâğ ve kasr-ı yed etmekle, mezbûrun kasr-ı yedinden, mâru’z-zikr altı (6) akçe vazîfenin dört akçesi karındaşı Abdülganî Efendi’ye ve iki akçesi merkûme Rukiyye binti’ş-Şeyh Abdullah’a tevcîh ve yedlerine başka başka berât-ı âlîşân sadaka ve ihsân buyurulmak ricâsıyla pâye-i serîr-i a’laya arz olundu. Bakî fermân hazret-i veliyyu’l-emrindir. Fi’l-yevmi’l-hâdî aşer min cemâziyelâhire senetis elâse ve sittîn ve mietin ve elf. 11 C. 1163
El-Abdu’d-DâîLiddevleti’l-aliyye
Osman El-Kâzî Bi Medîneti Kostantîniyye
Fermân-ı Hümâyun Yazilaki,
Abdurrahman bin Ömer arzıhâl sunup İstanbul’da Mimâr Sinan mahallesinde merhûm Bakkalzâde MehmedÇelebî mescid-i,şerîfi vakfından almak üzere yevmî dört akçe vazîfehâr cihetini sâbıkan vakf-ı mezbur mütevellisi Kör Haffâf El-Hâcc Mehmed hilesinden nâşi ferağından olmak üzere âher isim üzerine berât etdürüp özr……etmekle, yedinde olan atîk berât mucebince vazifesi kendüye ibkâ ve tevcih olunmak bâbında istid’a-yı merhamet etmeğin zikrolunan yevmî dört akçe vazîfehârlık ciheti Abdurrahman bin Ömer kasr-ı yedinden bin yüz kırk dokuz (1149) senesi Receb-i şerifinde, nâzır-ı vakf İstanbul kâdısı Muhammed Saîd Efendi alâmeti mucebince Ali bin Abdullah’a tevcih olunup hâlen üzerinde olduğu Küçük Evkâf Muhâsebesinden derkenâr ve sâdır olan fermân-ı âlî mucebince husus-i mezbûru, vakf-ı mezbûr mütevellisi ve dersiâm Muhammed Efendi ve Câbî-yi vakf Mustafa Efendi ve mürtezaka-i vakf Es-Seyyid Muhammed ve diğer Muhammed’ten tefahhus olundukda cihet-i mezbûre sâhib-i arzıhâl mezkûr Abdurrahman’ın olup kimesneye fâriğ olduğu yokdur. Tezkiresi yedinde olup, vazifesi mâh be mâh olup mütevelli-yi sâbık Haffâf El-Hâcc Mehmed mücerred hilesinden nâşî, mezbura ferağından geçirüp ismi mevcûd ve cismi nâmevcûd olup , elân vazife talebinde olunduğu mâlumumuz değildür. Deyu Meclis-i Şer’de haber vardikleri Anadolu Kadîaskerliği pâyesi olup hâlâ nâzır-ı vakf İstanbul Kâdısı fazîletlu Mehmed Emîn Efendi i’lâm etmeleriyle, i’lâmları mucebince ref’inden sâhib-i evvele ibkâ ve tevcih olunmak deyu bin yüz elli bir (1151) senesi cemâziyelâhirinin yirminci günü tarihiyle müerreh verilen ruus-i hümâyunuyla ref’inden sâhib-i evvele ibkâ ve tevcih olunduğu vech-i meşrûh üzre berâtımıza şerh verilmek.
Berât ve sadaka be Abdurrahman bin Ömer vazîfehârî-yi evkâf-ı mescid-i şerîf-i merhum Bakkalzâde Mehmed Efendi der İstanbul berây-ı Hafız Ahmed ….kazâ-i İstanbul ve ruûs-i hümâyun. El-vâki’ fi 20 C. Sene 1116
Yalnız Altı Akçedir
Kazâ-i İstanbul; Evkâf-ı Hümayun
BOA
C..EV..
618/31176
29/C./1181
Defterhâne-i Âmire Kazâ-i İstanbul
Vakf-ı Mescid-i Şerif-i Merhum BakkalzâdeMehmed Çelebî Der Mahalle-i Mimâr Sinân Der İstanbul.
Vech-i meşruh üzere defterde masturdur. Ferman devletlu sultânım hazretlerinindir.Fi 29 C. Sene 1181
Mucebince Tevcih Olunmak Buyuruldu. Fi 29 C. Sene 1181
Der-i Devlet-mekîne Arz-ı Dâ’î-yiKemîne Budur ki,
Mahmiye-i İslâmbol’da, Mimâr Sinân Mahallesinde vâkî merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî mescid-i şerîfinde yevmî yedi (7) akçe vazîfe ile imam olan Yusuf Efendi fevt olup imamet-i mezkûre mahlûle olmağın, müteveffa-yı mezburun sulbî oğlu işbu bâis-i arz-ı ubûdiyet Es-seyyid İbrahim dâîleri her vechile mahall ve müstehakk olmağla, imâmet-i mezkûre vazîfe-i mersûmesiyle babası müteveffa merkûm Yusuf Efendi mahlûlünden mezbûr Es-seyyid İbrahim dâîlerine tevcîh ve yedine berât-ı âlîşân sadaka ve ihsân buyurulmak ricâsına pâye-i serîr-i a’laya arz olundu. Bâki-yi emr men lehu’l-emrindir. Fi’l-yevmi’s-sânî ve’l-işrîn min cemâziyelâhire liseneti ihda ve semânîn ve mietin ve elf. (22 C. Sene 1181)
El-Abdu’d-Dâî Li’d-Devleti’l-Aliyyeti’i-Usmâniyye
Es-seyyid Mehmed Şerîf El-Kâdî Bi Dâri’s-saltanati’s-seniyye
BOA
C..EV..
614/30967
17/C./1193
Defterhâne-i Âmire’de derkenâr Kazâ-i İstanbul
Vakf-ı Mescid-i Şerif-i Merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî Der Mahalle-i Mimâr Sinân Der İstanbul.
Vech-i meşruh üzere defterde masturdur. Ferman devletlu sultânım hazretlerinindir. Fi 18 C. Sene1193
Mucebince Tevcih Olunmak Buyuruldu. Fi 18 C. Sene 1193
Der-i Devlet-mekîne Arz-ı Dâ’î-yi Kemîne Budur ki,
Taht-ı nezâret-i dâîlerinde olan evkâfdan mahmiye-i İslâmbol’da Mimâr Sinan mahallesinde ashâb-ı hayrâtdan Bakkalzâde Mehmed Çelebî nâm sâhib-i hayrın mescid-i şerîfi vakfı mahsulünden almak üzere yevmî bir akçe vazîfe ile nısf-ı duâguy cihetine mutasarrıf olan Mustafa bin Mehmed kendi tiyb-i hâtırıyla erbâb-ı istihkakdan işbu bâis-i arz-ı rıkkıyet Es-Seyyid Mehmed Halîfe İbn Halîl bendelerine ferâğ ve tezkiresini virüp kasr-ı yed etmekle mucebince tevcîh ve yedine berât-ı şerîf-i âlîşân inâyet ve ihsân buyurulmak ricâsına der-i devlet-medâra arz olundu. El-emru liveliyyi’l-emr. Hurrire fi’l-yevmi’s-sâbi’ aşer min cemâziyelâhire liseneti selâse ve tis’în ve mietin ve elf (17 C. Sene 1193) mine’l-hicreti’n-Nebeviyye Ala Sâhibiha Efdali’t-Tahiyye.
El-Abdu’d-Dâî Li’d-Devleti’l-Aliyyeti’l-Sermediyye
Ahmed Atâullah El-Kâdî Bi Dâri’l-Hilâfeti’s-Seniyye
BOA
C..EV..
152/7566
29/B/1204
Kaydı Derkenârdır.
Vakf-ı Mescid-i Şerif-i Merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî Der Mahalle-i Mimâr Sinân Der İstanbul.
Vech-i meşruh üzere defterde masturdur. Ferman devletlu inâyetlu sultânım hazretlerinindir. Fi 4 Receb Sene 1204
Mucebince Tevcih Olunmak Buyuruldu. Fi 4 B. Sene 1204
Der-i Devlet-mekîne Arz-ı Dâ’î-yi Kemîneleridir ki,
Nezâret-i dâîlerinde olan evkâfdan mahmiye-i İslâmbol’da Mimâr Sinan mahallesinde ashâb-ı hayrâtdan Mehmed Çelebî nâm sâhibu’l-hayrın mescid-i şerîfi vakfından almak üzere yevmî altı akçe vazîfehâr cihetine mutasarrıfe olan Râbi’a Bint Mehmed Emîn kendi hüsn-i rızâsıyle cihet-i mezkûreyi işbu bâise-i arz-ı dıraât Asiye Hâtun bint Râzî Abdullatîf’e ferâğ ve tezkiresin verüp kasr-ı yed etmekle, mucebince tevcîh ve yedine berât-ı âlîşân sadaka ve ihsân buyurulmak ricâsına, der-i devlet-medâra arz olundu. El-emru lihazreti men lehu’l-emr. Hurrire Fi Ğurreti Recebi’l-Ferd Liseneti Erba’a Ve Mieteyn Ve Elf. (1 Receb Sene 1204)
El-Abdu’d-Dâî Lidevâmi’d-devleti’s-sermediyye
Mehmed Arif el-Kâdî Bi Dâri’s-saltanati’s-Seniyye
Vazîfe-i Râbi’a bint Mehmed Emîn, vazîfehâri-yi evkâf-ı mescid-i şerîfi merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî der mahalle-i Mimâr Sinan der İstanbul Câbî Mehmed saîd bin Abdulganî ….. bâ arz-ı fazîletlu Mehmed Arif Efendi Kâdi-yi İstanbul En-Nâzır. Ve Ruus-i Hümayun
Yalnız Yevmî Altı Akçedir.
Defter-i Usul-i Evkâf-ı Mezbûre
BOA
C.MF..
19/930
07/Ş/1207
Kaydı
Mukayyed: Defterhâne-i Amire’de derkenâr. Kâdi-yi İstanbul
Bundan akdem dahi fakîr yedlerinde derkenâr bulunmağla Ruûs-i Hümâtyun tarafında görülmeğe muhtâcdır.
Vakf-i mescid-i şerîf-i merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî der mahalle-i Mimâr Sinân der İstanbul
Vech-i meşruh üzre, defterde masturdur. Ve fazîletlu, semahatlu Şeyhülislâm sellemehu’s-Selâm Efendi hazretlerinin işâret-i aliyyelerine muhtâcdır. Emr u fermân devletlu inâyetlu sultânım hazretlerinindir. Fi 3 Ş. Sene 1207
Kaydı mucebince tevcîh olunmak buyuruldu. Fi 7 Ş. Sene 1207
Mucebince tevcîh buyurulmak mercûdur. Ed-Dâî Es-Seyyid Mehmed Arif
Devletlu İnâyetlu Merhametlu Efendim Sultânım
Arzıhâl-ı Kullarıdır ki,
İstanbul Kadısı Efendi hazretleri nezâretinde âsûde evkâfdan İstanbul’da Mimâr Sinan mahallesinde vâkî merhum Bakkalzâde Mehmed Çelebî vakfından almak üzere yevmî on beş (15) akçe ile dersiâm olan karındaşım ve müşterekim Mehmed Emîn bila veled fevt olup dersiyye-i mezkûrenin nısfı mahlûl olmağla, merâhim-i aliye-i âlem-şümûllerinden mercûdur ki, nısf-ı mezkûre-i dersiyyenin kaydı kaleminden derkenâr ve mâlum-ı devletleri buyuruldukda, karındaşım mezkûr Mehmed Emîn’in mahlûlünden bu kullarına tevcîh ve inâyet buyurulmak bâbında emr u fermân devletlu, inâyetlu merhametlu efendim sultânım hazretlerinindir.
Bende:
Mehmed Sâlim[3]
Selânîkî Tarihi’nin kaydına göre göre 18 Rebi’ulâhir 1004 Tarihinde vefat etmiş olan Bakkalzâde MehmedÇelebî’nin kabri halen camiin minare kalıntısının yanında bulunmaktadır .Muahhar kabir şâhidesindeki kitâbe şu şekildedir:
هوالباقی
صاحب الخیرات والحسنات
سر أطبّاء خاصّه مدرّسین
قدماد ن مرحوم و مغفور
بقّال زاده محمّد چلبی
أفندینڭ روح شریفیچون
و جمیع اهل ایمانڭ
روحیچون الفاتحه
سنه ١٢٧٤
غرّۀ ج
Huve’l-Bâkî
Sâhibu’l-hayrât Ve’l-hasenât
Ser-etıbbâ-i Hassa müderrisîn-i
Kudemâdan merhûm ve mağfûr
Bakkalzâde Mehmed Çelebî
Efendi’nin ruh-ı şerîfiiçün
Ve cem î’ ehl-i imânın
Ruhu içün El-Fâtiha
Sene 1274Gurre-i C.
Şâhide kitâbesindeki târih Bakkalzâde Mehmed Çelebî’nin gerçek vefat tarihi olmayıp, 19. Yüzyılda şâhidenin yenilenme tarihidir. Zira,Mehmed Çelebînin kabrinin yanıbaşında bulunan Fâtima Hanım’a ait mezar taşı kitâbesinde de aynı tarih kazınmıştır:
الله هو
امان ربّم سڭا گلدیم لطفیله رحمت قیل
ضعیف دردمندم مجرمم یا ربّ شفقت قیل
كه غفّارالزنوبین قصورم عفواحسآن قیل
قومه ظلمتده یا ربّ قبریمی بر نور انور قیل
معمآر سنان قمریلي مسجد محله سنده
ایگنه جی تجارندن الحاج صآلح افندینڭ
خلیله سی فاطمه خانمڭ و جمیع اهل
ایمانڭ روحلریچون الفاتحه
سنه ١٢٧٤
غرّۀ ج
Allah Hû
Amân Rabbim sana geldim lutf ile rahmet kıl
Zaîf, derdmendim mücrimim YâRabb şefkat kıl
Ki, Gaffâru’z-zunnûbîn kusurum afv (vü) ihsân kıl
Koma zulmetde YâRabb kabrimi pürnûr-ı enver kıl
Mi’mâr Sinân Kumrulu Mescid mahallesinde
İğneci tüccârından El-HâccSâlih Efendi’nin
Halîlesi Fâtima Hanımın ve cemî’ ehl-i
İmânın ruhları içün El-Fâtiha
Sene 1274
Gurre-i C.
Mescid yukarıda alıntıladığımız eski arşiv kayıtlarına göre Mimar Sinan Mahallesinde yer almaktadır. Mimar Sinan Mahallesi adını Fatih Camiinin mimarı ve Kumrulu Mescid’in bânisi Atîk Mimar Sinan’dan (Vefatı: 876/1471) almaktadır. Nitekim Atîk Mimar Sinan’ın kabri Kumrulu Mescid Camiinin haziresindedir. Mahalleye adını veren Cami yanındaki çeşme üzerinde halen de mevcut olan iki kumru tasviri yer aldığından cami zamanla Kumrulu mescid[4] olarak anılıp, şöhret olmuştur. Bu mahalle “Mimar Sinan Mahallesi”adıyla1934’e kadar devam etmiş olup bu tarihte Kocadede (Kovacı Dede) mahallesine katılmıştır.
Ancak, bu cami bir kısım muahhar arşiv belgelerinde[5] ve cumhuriyet devrine ilişkin kaynaklarda, yine Fatih’te Büyük Karaman caddesinde yer alan Bakkal Ahmed Ağa camii ile karıştırılmıştır. Bir sebebe mebni olarak, Bakkalzâde Mehmed Çelebî camii, Ayvansarâyî’nin Hadîkatu’l-Cevâmi’inde yer almamış, ancak, “Bakkal Ahmed Ağa” Camii yer almıştır. (Ayvansarâyî, Hadîka, Yazma, 1231:31; Matbu1281:1/61; Galitekin Yayını, 2001:102). Bundan dolayı, Reşad Ekrem Koçu, Ekrem Hakkı Ayverdi, Tahsin Öz gibi araştırmacılar bu her iki camii birbirine karıştırmıştır. Tahsin Öz, Büyük Karaman’daki Bakkal Ahmet Ağa Camiini Fatih-Beyceğiz mahallesinde gösterme yanlışına düşmüştür. Ancak Bakkalzâde Mescidi ile ilgili kadında ise, “Nişanca Bakkalzâde Sokağı” diyerek tam adres göstermiştir. ( Öz, 1997: 1/31) Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisinde Bakkal Ahmed Ağa Camiinin yerini tesbit edemediğinden, bu camiin Karagümrük yakınlarında olan Bakkalzâde camii olabileceğini belirtmiştir. (Koçu, İstanbul Ansiklopedisi, 1960:4/1928). Ayrıca yine Koçu, Bakkalzâdeve camii ile ilgili maddelerde, Bakkalzede ile ilgili Selânîkî’nin kaydına yer vermiş ise de, Camiin Hadîka’da yer almamış olmasından bahisle, bu camiin Bakkal Ahmed Ağa Camii olabileceğini belirtmiş, Bakkalzâde Mehmed Çelebi adı var olan kabrin ise Mehmed Efendi adlı camiyi tamir eden başka bir hayır sahibine ait olabileceğini kaydetmiştir. (Koçu, İstanbul Ansiklopedisi, 1960: 4/1936). Buna karşın Koçu, bir sonraki Bakkalzâde sokağı ile ilgili maddede, Bakkalzâde Mehmed Efendi ile İğneci tüccarından Salih Efendi zevcesi Fâtima Hanım ‘ın kabirlerinin bu camiin minare kalıntısı yanında durduğunu kaydederek çelişkiye düşmüş, buradaki karmaşayı çözememiştir.
Ekrem Hakkı Ayverdi ise, Mahallelerle ilgili eserinde Mimar Sinan mahallesinin Hafız Ahmed Paşa Camii ile Karagümrük arasını kapsadığını belirtse de, mahallenin burası olmayabileceğini, Atik Sinan’ın Aşık Paşa Camii yanında inşa ettiği zâviyeden dolayı, bu zaviyenin bulunduğu mahallenin daha önce bu adla anılmış olabileceğini kaydetmiştir. (Ayverdi, 1958:37)
Cami, 1261/1845 ve 1264/1847 tarihli Mühendishane haritalarında 72 numarada mevcut camiler meyanında yar almıştır.
E. Hakkı Ayverdi’nin neşrettiği 1292/1875-1300/1883 haritalarında harabe olarak gözüken camiin arsası geçen yıla değin otopark olarak kullanılmaktaydı.
Ancak camiin tamiri ile alakalı BOA’de 9/Ş/1275 ve 20/R/1276 tarihli iki arşiv belgesi bulunmaktadır.
BOA
İ.MVL
415/18102
09/Ş/1275
Evkâf-ı hümayun nezâret-i celîlesinin 12 Receb sene 1275 tarihiyle meclis-i vâlâya havâle buyurulan bir kıt’a takririnde beyân ve istîzân kılndığı vechile Nişâncı-yı Cedîd Mehmed Paşa civârında kâin Bakkalzâde Mehmed Çelebî mescid-i şerîfinin muhtâc-ı tâmir olması cihetiyle keşif ve münakasası bi’l-icrâ masârıf-ı mukteziyesi on altı bin kuruşta Karanfel Kalfa üzerinde takarrur etmiş olduğundan vakfının mevcudu olan altı bin ikiyüz (6200) kuruştan maâda sarfına lüzum görünen dokuz bin yedi yüz bu kadar kuruşun ba’demâ vukû bulacak mahlûlâtı muaccelâtından istîfâ olunmak üzere ta’vîzen hazine-i evkâf-ı hümayundan i’tâsıyla mescid-i şerîf-i mezkûrun merkûm mârifetiyle icrâ-yı tâmir ve tesviyesi yolunda olmağın ol vechile ifâ-yı muktezâsının nezâret-i müşarunileyhaya havâlesi meclis-i vâlâda tezekkür kılınmış ise de, ol bâbta emr u fermân hazret-i men lehu’l-emrindir. Fi 29 Receb Sene1275
Mühürler: Mehmed Reûf, Es-Seyyid Derviş Mehmed Emin, Abdüllatîf Subhî, Mustafa Rızâ, Es-Seyyid AhmedTevfîk, Seyyid Ömer Cemâl, Mustafa Fehmî, Ziver Ahmed, Mehmed İlmî, İbrahim İlhâmî, Mahmud Celâleddin, Es-seyyid Mahmud Edhem, Yusuf Kâmil, Es-seyyid Mehmed Besîm, Es-Seyyid Yahya Fahreddin, Mehmed Emîn.
Atufetlu Efendim Hazretleri,
Nişancı-yı Cedîd Mehmed Paşa civârında Bakkalzâde Mehmed Çelebî Mescid-i Şerîfinin keşf u münâkasası vechile on altı bin (16000) ve Merhum Şehzâde Gazi Süleyman Paşa Hazretlerinin nefs-i Lapseki kasabasında olan câmi-i şerîfinin dahi ber muceb-i inhâ yirmi dokuz bin üç yüz otuz (29330) kuruş masârıf ile icrâ-yı tâmirâtı zımnında tesviye-i iktizâlarının evkâf-ı hümayun nezâret-i celîlesine havâlesi tezekkür olunduğuna dâir Meclis-i Vâlâdan kaleme alınan iki kıt’a mazbata melfûflarıyla beraber manzûr-ı âlî buyurulmak içün arz ve takdim kılınmış olmağla ol bâbta her ne vechile irâde-i seniyye-i hazret-i pâdişâhî şerefsudûr buyurulur ise ona göre hareket olunacağı beyânıyla tezkire-i senâverî terkim kılındı efendim. Fi 9 Ş. Sene 1275
Ma’rûz-ı Çâker-i Kemîneleridir ki,
Enmile-pirây-ı tevkîr olan işbu tezkire-i sâmiye-i sadâretpenâhileriyle evrâk-ı ma’rûza, manzûr-ı şevket-nüşûr-i cenâb-ı pâdişâhî buyurulmuş ve ta’mirât-ı merkûmenin tezekkür ve istîzân buyurulduğu vechile tesviye-i iktizâlarının nezâret-i müşârunileyhaya havâlesi müteallik ve şerefsudûr buyurulan emr u irâde-i seniyye-i hazret-i mülûkâne muktezâ-yı münîfinden olarak evrâk-ı merkûme yine savb-ı sâmi-yi âsafânelerine iâde ve tesyîr kılınmış olmağla, ol bâbta emr u fermân hazret-i veliyyu’l-emrindir. Fi 10 Ş. Sene 1275
Yukarıda alıntıladığımız vesikaya göre zikredilen, tarihte (9 Şâban 1275/14 Mart 1859) Bakkalzâde Mehmed Çelebî vakfına âit Câmii ile Lapseki’deki Süleyman Paşa camiinin Tamire muhtaç olduğu, Bakkalzâde Camii için toplam 16000 kuruş masrafla Tamiri talep edilip, saltanat makamınca münasip görülerek câmiin tâmiri karara bağlanmıştır.
Daha sonra, ertesi seneye ait (20 Rebiülâhir 1276/16 Kasım 1859) belgede ise camiin tamir edilmekte olduğu, ancak keşif haricinde kaldığı için, tâmir edilmeyen minaresinin de mâil-i inhidam olup, onun da tâmire muhtaç olarak, bu kapsama alınarak, 3000 kuruş masrafla tamirinin yapılmasına aynı şekilde karar verilmiştir:
BOA
İ.DH
447/29534
20/R/1276
Atufetlu Efendim Hazretleri,
Evkâf-ı hümâyun nezâret-i celilesinin manzûr-ı âli-yi cenâb-ı mülûkâne buyurulmak içün arz ve takdim kılınan üç kıt’a takrîri meâllerinden müstefâd olduğu vechile Bakkalzâde Mehmed Çelebî hayrâtından Fatih civârında olup tâmir olunmakda bulunan mescid-i şerîfin münhedim ve muhâtara hâlinde olarak dâhil-i keşf olmayan minaresinin üç bin (3000) kuruş masrafla tâmir ve tesviyesi ve Rumelihisârı’nda kâin muvakkithânenin muvakkiti İbrahim Efendi’nin fodula (fodla) sı olmadığından Cennet-mekân Sultan Bâyezid Hân hazretleri vakf-ı celîlinden muayyen olup mutasarrıfı Hüseyin Suedâ Efendi’den münhal olan fodlalardan beş kıt’asının bâzı emsâline tatbîkan zikrolunan muvakkit cihetine rabt ve tahsisi ve merhum Çorlulu Ali Paşa hayrâtından Sîmkeşhâne-i Atîk nâm mahalde kâin çifte medrese ve derûnunda vâkî câmi-i şerîfin bevvâb ve ferrâş cihetlerinin kadîm vazîfesi olan otuz pâre (para) üzerine yirmi dokuz (29) kuruş on (10) para zammıyla otuz (30) kuruşa iblâğı zımnında icrâ-yı iktizâlarının nezâret-i müşârunileyhaya havâlesi hakkında her ne vechile irâde-i seniyye-i hazret-i şâhâne müteallik ve şerefsudûr buyurulur ise, ona göre hareket olunacağı beyânıyle tezkire-i sen3averî terkîm kılındı efendim.
Fi 20 R. Sene 1276
Mârûz-ı Çâker-i Kemîneleridir ki,
Enâmil-zîb-i i’zâz olan işbu tezkire-i sâmiye-i sadâretpenâhîleriyle zikrolunan takrîrler manzûr-i şevket-mevfûr-i hazret-i mülûkâne buyurulmuş ve husûsât-ı mezkûrenin istîzân buyurulduğu vechile icrâ-yı iktizâlarının nezâret-i müşârunileyhaya havâlesi müteallik ve şerefsudûr buyurulan emr u irâde-i seniyye-i cenâb-ı şehriyârî muktezâ-yı münîfinden olarak mârru’l-beyân takrîrler yine savb-ı sâmi-yi âsafîlerine iâde kılınmış olmağla ol bâbta emr u fermân hazret-i veliyyu’l-emrindir.
Fi 21 R. Sene 1276
BOA
A.MKT.NZD
339/78
4/B/1277
Evkâf-ı Hümâyun Nezâret-i Celîlesine
Hacı Hasan dede Efendi’nin Küçük Karaman’da kâin olup münhal olan Bakkalzâde mescid-i şerifi imâmet cihetinin uhdesine tevcihi niyazıyla takdim eylediği müzekkire manzûr-ı devletleri buyurulmak üzere leffen irsâl kılınan efendi-yi mumaileyhin huffâz-ı kiramdan olarak liyakat ve ehliyetli olduğu ve mumaileyhin âtıfete şâyeste ve bu ümniyesine nâil olması bâbında himem-i aliyelerinin ibzaline vâbeste olmağla ol bâbta irâde efendimindir.
Yukarıda alıntıladığımız 4 Recep 1277/16 Ocak 1861 tarihli BOA belgesinden, camiin ibadete açık olup, Hacı Hasan Dede Efendi adlı şahsın, hâfız olup, liyakati ifade edilerek, imamlık kadrosu münhal olan bu camiye imam olarak tayini talep edilmektedir.
Dolayısıyle Bakkazâde Camiinin, bu tarihten sonra muhtemelen, bir yangın ile harap vaziyete geldiği ve zamanla yıkıldığı tahmin edilebilmektedir. 1875-1883 yılları arasında yapıldığı tahmin edilen ve E.Hakkı Ayverdi tarafından yayınlanan haritada, camiin bulunduğu alanda, “ Bakkalzâde Camii Harâbesi” ifadesi yer almaktadır. (Ayverdi; 1976; D- 5) Dolayısıyle, adı geçen camiin, yukarıda yayınladığımız tamire ilşkin belgelerin tarihi ile, haritanın yapıldığı tarih arasındaki dönemde harap olduğu anlaşılmaktadır. Daha sonraki, tarihlerde bu camiin tamirine veya vazifelilerine ilişkin bir kayda rastlanılmamaktadır. Bu şekilde camiin harabe ve yıkık halde bugüne kadar geldiği tesbit edilebilmektedir.
Son yıllara kadar, Camiin küpüne kadar minaresi ve biri câmiin banisi ve vâkıfı Bakkalzâde Mehmed Çelebi’ye ait muaahhar şahideli, iki kabir görülmekte ve arsası üstü betonlanmış olarak açık otopark şeklinde kullanılmaktaydı. Son yıllarda bu arsada yapılan kazıda, Camiin bütün temel kalıntıları, temel duvar örgüleri, mermer silmeleri ve mihrap bakiyeleri ve yer döşemeleri tümü ile ortaya çıkmış durumdadır. ayrıca, minare yanındaki iki kabrin yanı sıra, camiin sağ tarafında şahidesiz sekiz kabir daha ortaya çıkmıştır. Camiin ortaya çıkan çıkan duvar örgüsünün minarenin kaidesi ile aynı örgüye sahip olup, bir sıra kesme taş, üç sıra yassı tuğla şeklinde olduğu görülmektedir. Ayrıca, Cami duvarı ile minarenin kaidesi örgülerinin birbirleri ile devamlılık teşkil eder şekilde birbirine bağlı olduğu da tesbit olunmuştur. Camiin temel duvar örgüsü ile zemin üstü örgüsü arasında mermer silmeler yer almıştır. Ayrıca camiin temel ve duvar bakiyeleri ile zemin döşemelerinde camiin farklı dönemlerdeki tamirlerine ilişkin müdahaleler de göze çarpmaktadır. Tüm bunlardan, Camiin kagir duvarlı ahşap çatılı, son cemaat mahalli olan ve 16. Yüzyıl mimarisi özelliklerini taşıyan bir Cami/Mescid olduğu varsayılabilir.
Bibliography
Ayvansarâyî, Hafız Hüseyin, 1231. Hadîkatu’l-Cevâmi’, Yazma, Müstensih: Hattat Mustafa Râkım, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Yazmaları, TY 8872
Ayvansarâyî, Hâfız Hüseyin, 1281. Hadîkatu’l-Cevâmi’, Cilt. 1-2, Matbaa-i Âmire, İstanbul
Ayvansarâyî, Hâfız Hüseyin, 2001.Hadîkatu’l-Cevâmi’, Hazırlayan: A. Nezih Galitekin, İşaret Yayınları, İstanbul
Ayverdi, Ekrem Hakkı, 1958. Fatih Devri Sonlarında İstanbul mahalleleri, Şehrin İskânı Ve Nüfusu, Vakıflar Umum Müdürlüğü Neşriyatı
Ayverdi, Ekrem Hakkı, 1976. 19. Asırda İstanbul Haritası, 2. Baskı, Fetih Cemiyeti Yayınları, İstanbul
Fatih Camileri, 1991. Fatih Camileri Ve Diğer Tarihi Eserler,Türkiye Diyanet Vakfı Fatih Şubesi Yayınları,İstanbul
Koçu, Reşad Ekrem, 1960. İstanbul Ansiklopedisi, 4. Cilt, Nurgök Ve Hüsnütabiat Matbaaları, İstanbul
Mehmed Süreyyâ, 1308-1315. Sicill-i Osmânî Yahud Tezkire-i Meşâhir-i Osmâniye, Cilt. 1-4, Matbaa-i Amire, İstanbul
Öz, Tahsin. 1997. İstanbul Camileri, Cilt.1-2, 3. Baskı, TTK. Yayınları, TTK. Basımevi, Ankara
Selânîkî Mustafa Efendi, Târîh-i Selânîkî, Yazma, Topkapı Sarayı Kütüphanesi Yazmaları, Emanet Hazinesi: 1426
Selânîkî Mustafa Efendi, Târîh-i Selânîkî,1999. 2. Baskı, Cilt.1-2. Hazırlayan: Prof.Dr. Mehmet İpşirli, TTK Yayınları, TTK Basımevi, Ankara
Notlar:
[1]Sicill-i Osmânî’de ise Bakkalzâde ile ilgili sadece şu kayıt bulunmaktadır: “ Bakkalzâde: Müderris olup 1003’de vefât eyledi” (Mehmed Süreyya, Sicill, 1311:2/22)
[2] Alıntıladığımız belgelerden, Câmiin vazife cihetlerine bakıldığında, duâguyluk, Cüzhânlık ve dersiâmlık cihetleri de dahil büyükçe bir vakıf gelirine sahip olduğu tesbit edilmektedir.
[3] Yukarıdaki belgeden, Bakkalz^de Camiinde, Dersiâmlık cihetinin de bulunduğunu, yani Camide medrese talbelerine toplu ders halkası kurup, ders veren bir Dersiâmın olduğunu ortaya koymaktadır.
[4] Kumrulu Mescid’le ilgili olarak Ayvansarâyî’nin Hadîka’sında şu kayıt yer almaktadır:
“ Kumrulu Mescidi Der Kurb-ı Câmi’-i Nişancı Paşa-y ıCedîd
Bânîsi Ebu’l-Feth Sultan Mehemmed Hân’ın türbesi civârında vâki’ câmi’-i kebîrin mi’mârı olan Mi’mâr Sinân’dır. Mescid-i mezbûrun civârında medfûndur. Kabrinin penceresi ittisâlinde vâki’ musluk üzerinde iki kumru tasvir olunmuş olduğundan Kumrulu Mescid deyu şöhret bulmuştur. Mahallesi vardır.” (Ayvansarâyî, Hadîka, Yazma, 1231:84a; Matbu,1281:1/170-171; Galitekin Yayını, 2001:232)
[5] Büyük Karaman Caddesindeki “Bakkal Ahmed Ağa” Camii, bir kısım arşiv kayıtlarında, “Bakkalzâde Ahmed Çelebi Camii” denerek, her iki isim birbiriyle karıştırılmış, ancak Camiin Büyük Karaman’da olduğu da kaydedilmiştir. Bkz. BOA, İ.DH, 91/4535; 143/7355











































































restore edilirken bazı bedevi zihniyetli vandallar tarafından eski resimlerde bile görülen iki güzelim ağac da katledildi. Allah tez zamanda belalarini versin.
YanıtlaSil